Teknolojinin gelişmesine paralel olarak değişen tüketici beklentilerini karşılayabilmek için inşaat sektörü de inovatif çözümler üretmeye devam ediyor. Son yıllarda dünyada iş alanlarının gelişmesinde ve yön değiştirmesinde iki önemli kavram öne çıkıyor. Bunlardan ilki, bilişim sektörünün hızla gelişmesi ve her alanda etkisini yaygınlaştırmasıyla “nanoteknoloji”; ikincisi ise, dünyadaki kaynakların tükenmesi tehlikesine paralel olarak geliştirilen “çevreci çözümler”. Bu inovatif süreçlerin gelişmesinde; gezegenin durumun kötüleşmesi, küresel ısınmanın tahminler paralelinde kendini hissettirmeye başlaması, doğal kaynakların tükenmeye başlamasıyla ortaya çıkan sorunlar, teknolojinin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri ve bu etkilerin en aza indirilmesi çabaları, karbon salınımının kontrol altına alınması gerekliliği ve enerji maliyetlerinin gün geçtikçe yükselmesi gibi faktörler etkili oldu. Böylece gelişen iş alanlarında, verimlilik ve kârlılık kadar çevre dostu ve insan sağlığına zararsız teknolojilere ağırlık verilmesi kaçınılmaz bir sonuç olarak ortaya çıktı. Günümüzde hem insanoğlunun hem de gezegenin sağlığı için, doğru inşaat uygulamaları önemli gündem konularından biri haline geldi. nanoteknoloji uygulamaları Nanoteknoloji konsepti bugün sadece bilişim sektöründe değil, sağlıktan tekstile, kozmetikten gıdaya geniş bir yelpazede kullanım alanı buluyor. Günümüzde inovasyondan bahsedilen her yerde/her sektörde nanoteknolojiden bahsetmek kaçınılmaz bir hale geldi. Nanoteknoloji kullanılarak pek çok farklı yapıda malzeme tasarlanıp üretilebiliyor. Bu yüzden nanoteknolojinin uygulama alanı neredeyse sınırsız. 90’lı yılların sonunda ABD, Japonya, Almanya, Güney Kore gibi endüstri devi ülkelerde popüler olan nanoteknolojiyle ilgili çalışmalar Türkiye’de son beş yıldır popülerlik kazanmaya başladı. Nanoteknolojinin uygulama alanı bulduğu sektörlerden biri de inşaat sektörü. Nanopartikül katkılı beton Nanoteknoloji uygulamaları inşaat sektöründe son dönemde yükselen trendlerden biri olarak göze çarpıyor. Özellikle inşaat malzemeleri ve bilhassa betonla ilgili çok sayıda çalışma yapılıyor. Beton, üretim safhasında nanopartikül halinde katkı maddeleriyle karıştırılarak daha verimli kontrol edilebilir bir madde yapısına bürünebilirken amacına göre etken maddelerin çeşitlendirilmesiyle malzemeye farklı özellikler kazandırılabiliyor. Nanopartikül katkılar hem betonun farklı yapılarda tasarlanmasını mümkün kılıyor, hem maliyetleri düşüyor hem de malzemenin doğayla daha uyumlu bir yapıda üretilmesini sağlıyor. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda nanopartikül katkılarla üretilen beton malzemelerin daha az mikro çatlağa uğradığı ve hatta oluşan çatlakların nanopartikül katkı sayesinde kendi kendini onarabildiği, sıcaklık değişimlerini algılayarak deformasyonu minimize ettiği, mukavemet ve elastisite gibi bütün mekanik özelliklerinin iyileştiği ve çevreye daha az zarar verdiği kanıtlanmış durumda. Akıllı boyA Nanoteknolojinin inşaat sektöründe kullanıldığı alanlardan biri de boya sanayisi. Sağlığıa zararları normal boyalara göre daha az olan akıllı boyaların bazı çeşitleri yangını geciktirebiliyor, kendi kendini temizleyebiliyor, enerji depolayabiliyor ve yalıtıma katkıda bulunabiliyor. “Akıllı boya” olarak adlandırılan nanopartikül katkılı yeni boyalar, diğer boyalara göre daha yüksek fiyatlı olmalarına rağmen sunduğu sıra dışı özellikler sayesinde şimdiden piyasada yüksek bir taleple karşılaşmış durumda. “Yeşil Bina” konsepti İnşaat sektöründe son dönemde nanoteknoloji uygulamalarının yanı sıra “yeşil bina” konsepti de dikkat çeken bir uygulama. “Yeşil Bina” konsepti, sektörün küresel ısınma ve diğer ekolojik kaynaklı sıkıntılara olan katkısını aza indirgemek için bulunan inovatif çözümlerden biri. Yeşil binalar inşa edilirken geri dönüşümlü ve toksik özelliği olmayan malzemeler kullanılıyor. Yeşil bina, malzeme seçiminin yanı sıra, inşa edilen binanın bulunduğu bölgede konumlandırılması, su kaynaklarının verimli kullanımı, iç mekândaki hava kalitesi ve enerji sarfiyatı unsurlarının çevre dostu standartlarda düzenlenmesi ve bu düzenlemelerin yetkili kuruluşlarca denetlenerek sertifikalandırılması gibi özelliklere sahip. Sertifikalandırma işlemi, LEED (Leadership in Energy and Enviromental Design-Enerji ve Çevre Tasarımı Liderliği) ya da BREEAM (BRE Environmental Assessment Method-BRE Çevre Değerlendirme Metodu) gibi uluslararası sistemler üzerinden yapılabiliyor ve her türlü binaya uygulanabiliyor. SU ve Enerji verimliliği Yeşil binalarda özellikle kış aylarında ısının korunmasını sağlayacak yöntemlerin geliştirilmesi konusunda çalışmalar sürdürülüyor. Yapının güneşe göre konumlandırılması ve camların uygun yerlere yerleştirilmesi gibi yöntemlerle gün ışığından maksimum yarar sağlanarak ısınma ve aydınlatma konusunda tasarruf sağlanırken; bina kompleksinin bünyesinde kurulan yağmur suyu kolektörleri, atık su arıtma havuzları, sensörlü musluk ve çift kademeli sifon gibi yapısal çözümler de suyun verimli kullanımı sağlıyor. AKFEN’İN ÇEVRE DUYARLILIĞI Akfen İnşaat, İncek bölgesinde hayata geçecek en büyük temalı konut projesinin tanıtım hazırlıklarını tamamlamak üzere. 1150 konut ve 44 ticari alanın bulunacağı, Tabanlıoğlu Mimarlık imzası taşıyan projede, çevreye duyarlılık tasarım kararlarının temelini oluşturdu. Projede, yüksek betonarme duvarlar yerine kayalık arazideki doğal dokuyu koruyacak peyzaj uygulamaları gerçekleştirildi. Düşük tüketimli ve yüksek verimli aydınlatma ve tesisat armatürleri seçilerek enerji sarfiyatı minimuma indirildi.