Küresel konjonktür gereği tekrar birbirine yönelen Türkiye ve Çin hükümetleri, iki ülke arasındaki ekonomik, kültürel, ticari ilişkileri bir adım ileriye taşımak istiyor. Türkiye, iki önemli genel seçimi geride bıraktığı 2015 yılında yaşadığı siyasi ve ekonomik belirsizliklerin ardından, uluslarası ilişkiler politikalarında da ciddi değişikliklere gitmek zorunda kaldı. Suriye politikasından dolayı ABD ile, jet krizinden dolayı Rusya ile, mülteci sorunundan dolayı Avrupa Birliği ile yaşanan sorunlar derken, ülke yönetimi son 14 yılda büyüme için odaklandığı temel pazarlardan farklı bölgelere doğru bir arayışa yöneldi. Özellikle ihracatta alternatif pazar arayışında öne çıkan ana ülkelerden biri ise dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin oldu. Türkiye en çok ihracat yaptığı 19. ülke, en çok ithalat yaptığı 1. ülke olan Çin pazarına verdiği önemi aslında yıllardır belli aralıklarla dile getiriyor. Ekim 2010’da o dönem Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye gelen dönemin Çin Başbakanı Wen Jiabao, iki ülke arasındaki ticaret hacmi hedefinin 2015 yılında 50 milyar dolar, 2020 yılında ise 100 milyar dolar seviyesine çıkarılması hedefini ortaya koymuştu. Ancak bu hedefin ilk ayağı başarısız oldu. 2014 yılında 27,8 milyar dolar olan ikili ticaret hacmi, 2015’in ilk 10 ayında 22,96 milyar dolara geriledi. Bugüne kadar hedeflere ulaşılamamış olsa da, her iki ülke de diplomatik ilişkilerinin 45. yılı olan 2016 yılında karşılıklı menfaatlerini geliştirmek istiyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun Ekim ayı verilerine göre Türkiye için en önemli ithalat pazarı olan Çin’den 2015 Ocak-Ekim döneminde 20,57 milyar dolar ithalat yapıldı. (Ardından Almanya, Rusya ve İtalya geliyor.) Aynı dönemde Çin’e yapılan ihracat ise 2,39 milyar dolar oldu. Buna göre, Türkiye’nin Çin’e verdiği ticaret açığı 18,17 milyar dolar oldu. Türkiye, dünya genelinde 2. büyük ticaret ortağı olan Çin’le arasındaki bu dış ticaret açığı sorununu çözmek ve güvenlik, kültür, turizm gibi diğer alanlarda çeşitli işbirliklerinin önünü açmak istiyor. Bu amaçla, 2016 başlarında iki ülke arasında başbakan yardımcıları düzeyinde bir Hükümetler Arası İşbirliği Komitesi kuruldu. Komite çalışmalarında özellikle Çin’den Türkiye’ye gelen yatırımların artırılarak dış ticaret açığının kapanması ve yıllık karşılıklı ticaret hacminin 100 milyar doların üzerine çıkması hedefleniyor. Bugün bu rakam 27,8 milyar dolar seviyesinde. İPEK YOLU YENIDEN CANLANIYOR Çin hükümeti 2013 yılında Doğu Asya, Orta Asya, Afrika, Batı Asya ve Avrupa’yı hem karadan hem de denizden birbirine bağlayarak ticareti kolaylaştırmak için geliştirdiği İpek Yolu Ekonomik Kuşağı projesini duyurdu. 26 ülkeyi ilgilendiren, sadece ulaşım hatları için 40 milyar dolarlık harcama öngörülen bu dev proje kapsamında üç koridor belirlendi. Avrupa’yı Orta Asya Cumhuriyetleri, Afganistan, Pakistan ve Çin’e bağlayacak olan Orta Koridor planında ise Türkiye özellikle hızlı tren projeleriyle önemli bir rol oynuyor. Türk yetkililere göre Türkiye özellikle, Avrupa ile Asya kıtalarını birbirine bağlayan denizaltı metro hattı Marmaray ve hali hazırda deneme sürüşleri yapılan Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu ile Edirne-Kars Demiryolu gibi ulaşım ve altyapı projeleriyle, “İpek Yolu”nun modern ve en önemli bileşenlerinden birini oluşturacak. Çin hükümeti de, Orta Koridor’a 8 trilyon dolar yatırım planını açıklayarak bir anlamda Türkiye’ye verdiği değeri onayladı. Yatırımları hızlandırmak için Türkiye tarafından da adımlar atılıyor. İpek Yolu Ekonomik Kuşağı - Orta Koridor için demiryolu işbirliği anlaşma tasarıları, TBMM Dışişleri Komisyonu’ndan geçti. Kısa süre içinde yasalaştırılacağı düşünülen tasarı kapsamında sadece demiryolu hattı yaklaşık 2 bin kilometre civarında olacak. Bakü-Tiflis-Kars projesi ile Edirne-Kars yüksek hızlı tren projesi de Orta Koridor’un bir bileşeni olacak. 150 milyar dolara mal olması hesaplanan projenin 2020 ile 2025 arasında tamamlanması bekleniyor. Dev rakamlı altyapı ve ulaşım projelerinin yanı sıra ticarette ve yatırımda yerel ülke para birimlerinin kullanımı, ortak hava savunma sistemi üretimi, orta ve uzun vadeli kültür alışverişi işbirliği modeli oluşturulması ve fon işbirliği gibi konularda da karşılıklı adımlar atılacak. Tüm bu gelişmeler her iki ülkenin iş dünyasında da kayda değer bir yansıma buluyor. Çin ve Türkiye arasındaki ticari ilişkilerin en büyük platformlarından olan bu yılki China Homelife Turkey fuarında, 2016 yılında canlandırılan sinerjinin etkileri görüldü. Türkiye-Çin Halk Cumhuriyeti İşadamları Dostluk ve Dayanışma Derneği (TÜÇİAD) Başkanı Kemal Koçak, İstanbul’da düzenlenen fuarda 3 yıl önce 150 tane Çinli katılımcı olduğunu, geçen yıl bu rakamın 700’ün üzerine yükseldiğini, bu yıl ise 900 civarında katılımcıya ulaşıldığını vurguluyor. Diplomatik ilişkiler ilerledikçe her iki ülkenin iş profesyonelleri de birbirini daha iyi anlamaya başlıyor. Çin’in sadece ucuz mal ihraç edilen bir pazar olarak görülmemesi gerektiği daha iyi anlaşılıyor. Çin’in en büyük bankası olan Çin Sanayi ve Ticaret Bankası’nın (ICBI), 2014 yılında Tekstilbank’ın yüzde 75,5 hissesini satın alarak Türkiye’de faaliyet gösteren ilk Çin bankası oldu. Yine Çinli ağ çözümleri sağlayıcısı Huawei’nin bölgesel yönetim merkezi olarak Türkiye’yi seçti, İstanbul’da bir de Ar-Ge merkezi açtı. Bu gibi yatırımlar arttıkça Türkiye’nin Çin’den kaynaklanan dış ticaret açığı sorunu önemli ölçüde çözülebilir. ÖZETLE TÜRKIYE-ÇIN ILIŞKILERININ 45 YILI n 1971 yılında tesis edilen ikili ilişkiler sonrası 1980’li yıllardan itibaren siyasi ve ekonomik alanda ilerleme kaydedilmeye başlandı. n İkili ticaret hacminde 1 milyar ABD Doları eşiği ilk kez 2000 yılında aşıldı. n 2010 yılında ise ilişkiler “stratejik işbirliği” seviyesine yükseldi. n Çin ile diplomatik ilişkilerimizin 40. yıldönümünü olan 2011 yılında Türkiye’de ve Çin’de birçok kültürel etkinlik düzenlendi. n 2012 “Türkiye’de Çin Yılı” olarak, 2013 ise “Çin’de Türkiye Yılı” olarak kutlandı. n Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Temmuz 2015’te Çin’e resmi ziyaret gerçekleştirdi. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ise Kasım 2015 tarihinde G-20 Zirvesi vesilesinde ülkemizi ziyaret etti. n G-20 Zirvesi sırasında gerçekleştirilen İkili görüşmelerde İpek Yolu Ekonomik Kuşağı ve 21. Yüzyıl Deniz İpek Yolu, Demiryolu İşbirliği ve gıda ticareti gibi ekonomi içerikli toplam 7 adet anlaşma imzalandı. n Türkiye’nin Çin’e ihracatı hammaddeler ve kimyasallar ağırlıklı bir yapıda. İthalatımızın önemli bir bölümünü yatırım malları ve ara mallar, geri kalanını ise tüketim malları oluşturuyor. n Diplomatik ilişkilerin 45. yılı vesilesiyle 2016 yılında da çeşitli etkinlikler düzenlenmesi planlanıyor. n 2015 yılında Çin’den ülkemize yaklaşık 313 bin turist giriş yaptı. Bu rakam, 2014 yılına kıyasla yüzde 57’lik bir artışa tekabül ediyor. n Türk Havayolu şirketi halihazırda Çin’e 34 sefer (Pekin 7, Şanhay 7, Guanco 7, Hong Kong 6 ve Taipei 7) gerçekleştiriyor. n Ülkemizin Çin Halk Cumhuriyeti’nde Şanhay, Hong Kong ve Guanco şehirlerinde; ÇHC’nin ise İstanbul ve İzmir’de Başkonsolosluğu bulunuyor.