Anasayfa / Keşif / POSTMODERN MİMARİNİN SİMGESİ: İŞ BANKASI KULELERİ

Keşif

  • 793

POSTMODERN MİMARİNİN SİMGESİ: İŞ BANKASI KULELERİ

image

2011 yılına kadar Türkiye'nin en yüksek binası olma özelliğine sahip olan İstanbul İş Bankası Kuleleri postmodern mimarinin en önemli örneklerinden biri olmaya devam ediyor. Yıl 1988… Şişecam Genel Müdürlüğü, İstanbul’un en işlek caddelerinden biri üzerindeki arazisinde, Türkiye’nin en yüksek binasını inşa etmek üzere bir yarışma başlatır. Bugünün İş Bankası Kuleleri’nin yükseleceği bu yarışma için birçok önemli mimar projelerini sunar. Aralarında Vedat Dalokay, Mehmet Konuralp ve Doğan Tekeli’nin de bulunduğu isimler arasından Doğan Tekeli’nin projesi yarışmayı kazanır. İlk başta Şisecam Genel Müdürlüğü binası olarak tasarlanan daha sonra İstanbul İş Bankası Kuleleri olmasına karar verilen yapının mimari süreci böylece başlar. Yapının projelendirme ve marka haline geliş sürecini anlatan Mimar Doğan Tekeli, yapının değerinin gelecek yıllarda daha da anlaşılacağının altını çiziyor. Projenin hem Türk tadı taşıması hem de benzersiz olması konusunda hassasiyet gösteren Tekeli, projeyi hazırlamadan önce dünyadaki mevcut yapıları incelediğini, yüksek yapı kitapları satın aldığını söylüyor. “Bazı mimarlık tarihçileri, yüksek bir yapıyı genel olarak bir yapı kolonuna benzetirler. Kolonun kaidesi ve bitişi vardır. Yüksek yapı da tertemiz, dikdörtgen bir prizma olabilir” diyen Tekeli, projesinde üniversitede bir hocasının mimarlık anlayışından etkilendiğini dile getiriyor ve şöyle diyor: “Bir hocamız, yapıları kumaş gibi düşünürdü. ‘Bunun başı ve sonu yok, istersen biraz daha ekle, biraz daha kes, biraz daha çıkar. Figürün bütünlüğü bozulmuyor’ derdi. Bütün düşünceleri, gördüklerimizle, klasik yüksek yapılara dair olan bilgilerimizle birleştirdik ve bizim projemiz kazandı.” “Öncelikle proje, hizmet edeceği amaca uygun bir bina olmalı” diyen Tekeli, İş Bankası Kuleleri de dahil olmak üzere 60 yıllık meslek hayatında mimarlığını yaptığı 120-130 kadar büyük binada bir proje yaparken nelere dikkat ettiğini anlattı: “Proje plan kurgusu bakımından uygun olmalı. Yapının giriş-çıkışı net olmalı, içi karmaşık olmamalı, insan içinde kolayca yönünü bulabilmeli. Bununla birlikte yapı işlevine uygun olmalı. Ticaret yapılacaksa onun için tasarlanmalı, büro yapılacaksa fiziki şartları ona göre hazırlanmalı. Bir de yapının kendine özgü bir kimliği olmalı. İş Bankası’na baktığınızda onun bir iskân yeri değil, iş yeri olduğunu anlarsınız. Kent içinde agresif durmayan, dostça duran ama özgün olan, zamanla eskimeyecek işlevine uygun, kolay kavranabilir niteliklerde yapılar yapmaya çalışıyoruz. Hareket noktamız bu.” İŞ BANKASI, UYGULAMA PROJESINI ÜÇ AYDA ISTEDI Uygulama projesine geçme aşamasında, İş Bankası arsayı aldı ve proje İş Bankası’nın projesi haline geldi. Önce iki kule daha sonra tek kule olması planlanan İstanbul İş Bankası Kuleleri projesinde en son bir büyük, iki küçük kulenin olmasına karar verildi. Projenin netleşmesi için geçen zamanda Tekeli, o zamanlar zararda ve endişe içinde oldukları için bu bekleme sürecinde başka projeler yapmak zorunda kaldığını dile getirdi. “Biz, Moskova’daki Gazprom’un Genel Müdürlüğü projesi üzerinde çalışırken İş Bankası finansman konusunu çözdü ve üç ayda uygulama projesini istediğini belirtti. Biz de yetişmeyeceğini söyledik, onlar da tatbikat projesini Swanke Hayden Connell Architects’e verdiler” diyen Tekeli, proje daha Amerikanlaşsa da esaslarının yüzde 95-99 oranında aynı kaldığının altını çizdi. Swanke Hayden Connell Architects, projeyi 1.5 yılda tamamladı. İş Kuleleri’nin temeli 1995 yılında atıldı, inşaatı 2000 yılına kadar sürdü. 2000 yılında açılışı yapılan İş Kuleleri, iki aşamada oluşturuldu. Tekeli, “Yaklaşık 120 milyon dolara yapının cephesiyle birlikte kaba inşaatı yapıldı. Bir o kadar da dekorasyonu için verildi. Toplam bedelin 200-240 milyon dolar mertebelerinde olduğunu düşünüyorum” dedi. Tekeli, Swanke Hayden Connell Architects’in projeyi tamamen kendi projesiymiş gibi lanse etmesinden rahatsız olduğunu belirterek, İş Bankası’nın kendilerine projenin müellifi olduklarına dair bir belge verdiklerinin altını çizdi ve “O dönemki İş Bankası yönetimine biraz kırgın kaldık. Sonradan İş Bankası Genel Müdürlüğü’ne Ersin Özince gelince, o gönlümüzü aldı, tekrar barıştık. Açılışa ben gitmedim ama Ersin Bey bizden bahsetmiş. Onu bana naklettiler. Ben de onun üzerine kendisini ziyarete gittim. Ona bu yapının ilk projelerinin yayımlandığı kitabımızı götürdüm” dedi. “BUGÜN İŞ BANKASI’NI YAPSAK, AYNISI MI OLURDU BILEMIYORUM” İş Bankası Kuleleri bittikten sonra insanlardan olumlu ya da olumsuz herhangi bir yorum gelmediğini belirten Tekeli, “Yapılarımız zamanla hayat kazanıyor, bu binanın da zaman içinde diğerlerinden bir farkı olduğu, bir tasarım değeri olduğu anlaşılır” dedi ve ekledi: “Tasarım bir araştırma sürecidir. İş Bankası’nın cepheleri belki yüz defa çizilmiştir. Nihayet süreç bir yerde durdu ve bina inşa edildi. İnşa edilince yapı dondu. İnşa edilmeseydi çizmeye devam ederdik. Zamanla biz başka tecrübeler ediniyoruz, yaptıklarımız değişiyor. Bugün İş Bankası’nı yapsak, aynısı mı olurdu bilemiyorum, oturup çalışmamız lazım.”