Anasayfa / Gündem / DİJİTAL DÖNÜŞÜM BAŞLADI, HAZIRLIKLAR TAMAM MI?

Gündem

  • 333

DİJİTAL DÖNÜŞÜM BAŞLADI, HAZIRLIKLAR TAMAM MI?

image

Dijitalleşme, geniş bandın gücüyle; bireyleri, kurumları, iş kollarını, günlük hayattan bütün topluma kadar ülkeleri, böylece tüm dünyayı dönüştürdü. Bu yeni dünyada yerinizi almaya hazır mısınız? Dijital dünyanın yansımalarını hayatında hissetmeye başladığı zamanı hatırlayabilen var mı? Örneğin Facebook kullanmaya ne zaman başladık, Instagram, Twitter ne zaman bu kadar vazgeçilmezimiz oldu, internete girmek için internet kafe kovaladığımız yıllardan akıllı telefonlarımızda sınırsız internet kullanımına ne zaman geçebildik? Tüm bunların hepsi neredeyse 10 yıl içerisinde gerçekleşti. 10 yıl aslında uzun bir süre ancak bu gelişmeler hayatımıza o kadar hızlı girdi ve o kadar hızlı gelişti ki, insan kendine ‘tüm bunlar olmadan ben ne yapıyormuşum?’ diye sormadan edemiyor. Bireysel kullanıcılar için bu denli önemli olan dijital dünya, oldukça hızlı gelişiyor. Büyük data, nesnelerin interneti, 3D yazıcılar, robotlar yakın zamanda hayatımızın merkezinde yer alacak. Tüm dünya bu dönüşümü tamamlamaya çalışırken, hala geleneksel yöntemlerle iş yapmaya çalışanlar için işler biraz zorlaşacak. Herkesin birer dijital tüketiciye dönüştüğü günümüzde bu değişime ayak uydurmak bireyler için bile bu denli önemliyken şirketler için ne denli önemli olduğunu tahmin edebiliyor musunuz? Araştırmalar da dijitalleşmenin iş dünyasının geleceği açısından kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. 2000 yılından bu yana Fortune 500’deki şirketlerin %52’sinin dijitalleşme trendini yakalayamadığı için artık listede olmadığını görüyoruz. Marka değeri en yüksek 30 şirketin %14’ü ise platform tabanlı. 2016 yılında da iş dünyasının %40’ının mobilize hale gelmesi bekleniyor. Bütün bu veriler, iş dünyasının geleceğinin dijitalleşmeye bağlı olduğunu gösteriyor. BAMBAŞKA BIR DÖNEM İNSANLIĞI BEKLIYOR Son günlerde duymaya başladığımız oldukça önemli bir kavram var o da Nesnelerin İnterneti…. Bu kavram, bilgi teknolojilerindeki değişimin üçüncü dalgası olarak kabul ediliyor. Bu değişimde ilk dalgayı ciddi bir verimlilik artışını da beraberinde getiren manuelden otomatiğe geçiş, yani otomasyon dönemi oluşturmuştu. Fakat bu devrim biraz sessizdi. Zira otomasyonda sistemler ne birbirleriyle, ne cihazlarla, ne de diğer sistemlerle ne de insanlarla konuştular. İkinci dalgayı oluşturan dönem ise internetin hayatımıza girmesiyle tanıklık ettik. Bu otomasyon sürecinin üzerine eklenen internetin bağlantılılığıyla sistemler sadece kendi içlerinde otomatikleşmekle kalmadı, birbirleriyle otomatik biçimde faaliyet gösterir hale geldi. Bir başka deyişle farklı sistemler birbirleriyle iletişim halinde, bir arada çalışmaya başladılar. Bu hem üretilen değeri yükseltti hem verimliliği artırdı hem de ciddi biçimde veri akışına yönelik bir alt yapı hazırladı. Üçüncü dönemde ise bambaşka bir şeyden bahsediyoruz: Nesnelerin İnterneti… Artık; en basit ürünlerin bile akıllı-bağlantılı cihazlarla donandığı ve böylelikle cihazların cihazlarla, cihazların sistemlerle, sistemlerin insanlarla konuştuğu bir döneme doğru gidiyoruz. Yani değişimin mikro boyuta indiği bir dönemdeyiz. Bu dönem beraberinde müthiş bir de platformu da getiriyor. Nesnelerin interneti ile bağlantılı akıllı cihazların var olduğu her noktadan bilgi almak ve bunları etkin biçimde toplayıp depolayıp analiz ederek fikre, karara, iç görüye dönüştürmek mümkün hale geliyor. Uzmanlar, bu akıl almaz çağı başlatan en önemli icadın mobil internet ve akıllı telefonlar olduğunda hemfikir. Ancak bu kendisi küçük, teknolojisi büyük icatlar yeni ve daha büyük icatların da habercisi. PEKI, AMA ŞIRKETLERE FAYDASI NE OLACAK? Nesnelerin internetinin en güçlü sonuçları iş dünyasında olacağa benziyor. Ancak teknolojiyi doğru anlayarak hayata geçirmek burada en önemli konulardan biri. Hatta bu bilinç düzeyi şirketlerin bu teknolojiyi kullanarak kazanması veya kaybetmesine sebep olabilecek Bu teknoloji özellikle üretim yapan şirketler için büyük avantajları beraberinde getiriyor. Üretim süreçlerinde kullanılan makinelerin ve sistemlerin birbirleriyle konuşup üretimde maksimum verimli, minimum maliyetli hale gelmeleri mümkün olacak. Bu amaçla oluşturulan altyapılar sayesinde üretim süreçlerinde elde edilen veriler akıllı analitik sistemlerle analiz edilebilecek. Bu sayede üretimin hangi noktada verimli, hangi noktada verimsiz olduğu tespit edilip, gerekli aksiyonları almak da mümkün hale gelecek. Ya da makinelerin performans düşüklükleri tespit edilip, arıza uyarıları çok önceden alınabilecek. Bir uçak motorundan örnek verecek olursak, Nesnelerin İnterneti ile uçak motorundaki sensörler sayesinde motorun performansı anlık olarak analiz edilip, arıza daha oluşmadan tespit edilebilecek ve böylece olası kazaların önüne geçilebilecek. YAPAY ZEKÂ ÖĞRENIYOR, İŞ SÜREÇLERI DEĞIŞIYOR Çoğumuz, bazen farkında olmadan yapay zeka uygulamaları ile karşılaşmışızdır. Kendi kendine park edebilen otomobiller ya da akıllı ev uygulamaları ilk akla gelenler olsa da özellikle endüstride kullanım alanları gittikçe yaygınlaşıyor. Bilgisayarların ya da bilgisayar kontrolündeki robotların, faaliyetlerini insanın düşünme yöntemlerini analiz ederek yerine getirmesini sağlayan teknolojiler, “yapay zekâ” olarak adlandırılıyor. Yazılım ve donanım mühendisleri, bilgisayarların “zekâsını” daha da artırmak için çalışırken iş dünyası da bu gelişmeleri daha hızlı sindirmek ve özümsemek için dönüşüm projelerini hayata geçiriyor. İnovasyon ve istihdam üzerine yeni tamamlanan bir araştırmanın sonuçlarını paylaşan Oxford Üniversitesi araştırmacıları bu süreci şöyle özetliyor: “21. yüzyılın teknolojisi, bugüne kadar doğası gereği ‘insana özgü’ olarak nitelenen ve sezgisel karar verme süreçlerini içeren, algıya dayalı görevlerin otomasyonuna olanak sağlıyor. Büyük veri, sayısallaşan endüstriler, nesnelerin interneti ve bağımsız endüstriyel robotlar sayesinde çevremiz hızla dönüşüyor.” İŞ DÜNYASI YAPAY ZEKÂDAN NASIL YARARLANACAK? “Yapay Zekâ”, ilk kez tanımlandığı 1956 yılındaki Dartmounth Konferansı’ndan bu yana alan üç farklı yönde gelişti. İnsan beyninin, nesnelerin biçimlerini tanıma yeteneğini taklit eden yapay zekâ uygulamaları “Özdevimli Öğrenme” olarak adlandırılıyor. Yapay zekânın dar uzmanlık alanlarında karmaşık problemleri çözebilme becerisini geliştirmenin yollarını araştıran disipline “Bilgi Mühendisliği” adı veriliyor. Yapay zekanın üçüncü gelişim alanı olan “Tersine Mühendislik” ise EEG (Elektroansefalografi) ve fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme gibi araçlarla beynin belli bölgelerinin özel görevlerini irdeliyor. Sayısallaştırmanın bu kadar artmasının bir sonucu olarak iş dünyası devasa verilerle uğraşmak ve bu verileri işleyecek yeni süreçler geliştirmek zorunda. Danışmanlık firması Deloitte, şirketlerin karmaşık veri setleri ile başa çıkabilmek için “öngörücü modelleme” ve “özdevimli öğrenme”ye yöneldiği bu süreci, “artırılmış zeka” olarak tanımlıyor. Bir başka deyişle, makine odaklı otomasyon, şirketlerin kapasitelerini artırarak daha verimli çalışmalarına olanak sağlıyor. ÜRETIMIN GELECEĞI TÜKETICIDE Deloitte’un üretimin geleceğine ışık tutan ‘Üretimin Geleceği 2015’ raporuna göre, tüketicilerin artan kişiselleştirme beklentisi, standart ürünlerin akıllı ürünlere dönüşmesi gibi gelişmeler seri üretimle değer yaratmayı zorlaştıracak. Gelişen teknolojiyle birlikte piyasaya giriş ve ticarileşme önündeki engeller kalkacak ve üretim sektörüne küçük ölçekli oyuncular girecek. Büyük ölçekli firmalar, ürünler yerine platformlar ve ürün sahipliği yerine tüketicilere erişim hizmeti sunacak. Günümüzün hızla değişen doğası, teknoloji kullanımı; bireyleri değiştirirken onların beklentilerini de şekillendiriyor. Varlığını sürdürmek için tüketicilerin taleplerini doğru okumak zorunda olan şirketleri bu dönemde zorlu bir süreç bekliyor. Çünkü bugüne kadar alışageldikleri üretim anlayışı alaşağı oluyor ve üretimde yeni bir devrim kapılarında duruyor. Endüstrinin temel dinamiklerinden üretim şirketleri bu dönemde sürekli bir devinim içerisinde olacak ve bir yandan da soyut üretimle rekabet etmek konusunda yüksek bir performans göstermek zorunda kalacak.