Anasayfa / Analiz / TÜRKİYE'NİN LOJİSTİKTE HEDEFİ BÜYÜK

Analiz

  • 362

TÜRKİYE'NİN LOJİSTİKTE HEDEFİ BÜYÜK

image

Jeostratejik konumu, aktif girişimci ekosistemi, gelişmiş ulaşım ve haberleşme altyapısı ile lojistik sektöründe önemli bir oyuncu haline gelen Türkiye, 2018 yılında ilk 20 ülke arasına girmeyi hedefliyor. Lojistiği oluşturan faaliyetler her dönemde üretim ve ticaretin ayrılmaz bir parçasını oluştursa da, bu faaliyetlerin bir sektör olarak öne çıkması esas olarak dünya ekonomilerinin birbirine entegre olduğu küreselleşme ile birlikte başladı. Dünyaya paralel olarak Türkiye’de de 1980’li yıllardan itibaren uygulanan dışa açılma ve liberalleşme politikaları ve bu kapsamda Avrupa Birliği ile imzalanan Gümrük Birliği Anlaşması, ihracat teşvik mekanizmaları, ulaşım ve haberleşme altyapısına yönelik büyük yatırımlar ve organize perakendenin ortaya çıkması; lojistik sektörünün ülkemizde de gelişmesine zemin hazırladı. 1990’lara kadar daha çok ulaştırma/nakliye sektörünün bir parçası gibi algılanan lojistik, bu dönemden sonra rüştünü ispat ederek atılıma geçti ve özellikle 2000’li yıllardan itibaren uluslararası işbirlikleri ve yurtdışı yatırımlarla emekleme devresini geride bırakarak hizmetlerinin kalitesini sürekli artıran dinamik bir sektör haline geldi. Bugün jeostratejik konumu, aktif girişimci ekosistemi, gelişmiş ulaşım ve haberleşme altyapısı ile sadece ülkemizde değil, bölgede de söz sahibi bir konuma yükselen Türkiye lojistik sektöründe 1 milyon kişiye istihdam sağlayan 2 bine yakın şirket faaliyet gösteriyor. Ancak lojistik bir yandan da yapısı itibarıyla küresel ve bölgesel gelişmelerden en hızlı etkilenen sektörlerin başında yer alıyor. 2008 yılında ABD’de başlayan küresel mali krizin ardından tüm dünyada ticaretin daralmasından olumsuz etkilenen lojistik sektörü, son dönemde ise ülkemizi çevreleyen siyasi gerginlik, çatışma ve bloklaşmalar nedeniyle 2015 yılında yaklaşık yüzde 4 daraldı. Sektörün önde gelen kuruluşlarından Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üreticileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Erkeskin de 2015 yılının lojistik sektörü açısından zor geçtiğini belirtiyor. Türkiye’ye coğrafi konum olarak yakın olan bölgelerde yaşanan krizlerin yanı sıra ülkemizde peş peşe yapılan iki seçim ve buna bağlı olarak ortaya çıkan döviz kurlarındaki dalgalanma sonucunda sektör olarak hedeflenen rakamlara ulaşılamadığını belirten Erkeskin’e göre, dış ticarette yaşanan düşüş de lojistik sektörüne doğal olarak yansımış durumda. Sektördeki birçok firmanın ciro hedeflerini yeniden yapılandırdıklarını belirten Erkeskin yine de Türkiye’nin potansiyelinde çok dinamik bir ticaret ve yatırım ortamının varlığını koruduğunu, dolayısıyla tüm bu koşullara rağmen Türkiye’nin halen lojistik sektörüne yatırım için pek çok fırsat barındırdığını dile getiriyor. Sektörün 2016 yılına ilişkin beklentileriniz nelerdir? Dış ticaret ve lojistiğin gündeminde şu an iki önemli konu var. Bunlardan ilki İran'a uygulanan ambargonun kaldırılması. İran'ın kuzeyine yapılan ticarette transit ülke olarak konumlanan Türkiye'nin bu gelişmeden olumlu etkileneceğini düşünüyoruz. AB ile İran arasındaki ticaretin hacminin artacak olması önemlidir. Ancak bölgede yaşanan hızlı gelişmelere göre pozisyon alınması da gerekiyor. 2015 yılının sonunda Rusya ile yaşanan gelişmelerin ardından önemi bir kez daha gündeme gelen Hazar Transit Koridoru da sektörümüzün değerlendirmesi gereken önemli bir diğer konu olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye'nin TRACECA Orta Koridorunda yer alan konumu sayesinde Çin ile AB arasındaki ticarete konu ürünlerin taşınmasında zaman avantajı değerlendirilerek Çin ve Avrupa Birliği arasındaki ticaretten ve buradaki taşımalardan pay alma imkânımız olabilir. Ancak bu noktada Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demiryolu hattının halen tamamlanmamış olması büyük bir engel teşkil ediyor. Uzun vadede Türkiye lojistik sektörü adına önerileriniz ve beklentilerinizi anlatır mısınız? Lojistik sektörünün AB ve ABD arasında imzalanması beklenen Transatlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşması'nın (TTIP) yaratacak olduğu değişime hazırlanmamız gerekiyor. Bu anlaşmanın bizim açımızdan en önemli sonucu Gümrük Birliği üyesi olmasına rağmen Avrupa Birliği üyesi olmayan Türkiye'nin ticaret dengesinde bir değişime sebep olması olacaktır. Bu anlaşmanın etkisini lehimize çevirmek için Türkiye'nin ABD ile ayrı bir Serbest Ticaret Antlaşması (STA) imzalaması gerekmektedir. Eğer bunu başarırsak kıtalararası global ticarete hareket kazandırması beklenen bu anlaşmalardan Türk lojistik sektörünün de olumlu etkilenmesi muhtemeldir. Türk lojistik sektörünün hizmet kalitesinin arttırılması ve özellikle Dünya Bankası Lojistik Performans Endeksinde ülke olarak daha üst sıralarda yer alması için ise tüm ilgili kurumlar ile özel sektör derneklerinin 2016 yılında daha çok çalışması gerekmektedir. Bunun yanı sıra 64. Hükümet Eylem Planı'nda yer alan Lojistik Koordinasyon Kurulu kararının açıklanması da sektörümüz açısından atılmış büyük bir adımdır. Lojistik Koordinasyon Kurulu'nun, kapsamlı diyalog mekanizmasını oluşturarak, sektör beklentileri ile kamu idaresinde yer alan ilgili paydaşlar arasında ortak akıl ortamını sağlayacağını düşünüyoruz. İlgili sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla gerçekleştirilecek koordinasyon kurulunun çalışmalarıyla ticarette taşıma türlerinin kullanım oranının dengeli dağılması, limanlara demiryolu bağlantıları kurulması, intermodal taşımacılığın yaygınlaştırılması, gümrük uygulamalarındaki modernizasyonun tamamlanarak transit ticaretin önünü açacak gelişmelerin yaşanmasını bekliyoruz. Bu koordinasyon faaliyetlerinin yanı sıra, hazırlanacak Lojistik Master Plan ile sektörümüzde sürdürülebilir büyümeye hizmet edecek Lojistik Merkezlerin doğru kurgulanması ile verimliliğin sağlanması mümkün olacaktır. LOJISTIK PERFORMANS ENDEKSI’NDE HEDEF İLK 20 Türkiye’nin potansiyeli, Dünya Bankası tarafından 2007 yılından bu yana yayınlanan Küresel Lojistik Performans Endeksi (LPI) verilerinde de ortaya çıkıyor. Ülkelerin lojistik performansının “gümrükleme işlemlerinin verimliliği”, “altyapının kalitesi”, “rekabetçi fiyatlarla sevkiyat düzenlenmesindeki kolaylık”, “lojistik hizmetlerde yetkinlik ve kalite”, “sevkiyatların izlenebilirliği” ve “sevkiyatların varış yerine ulaşmasındaki zamanlama” olmak üzere altı kriterde incelendiği endeks, dünya çapında birden fazla lojistik profesyonelinin katılımıyla hazırlanıyor. Türkiye, 2007 yılında yayınlanan ilk listede oldukça yüksek sayılabilecek 34. sırada yer bulmuştu. 2010 yılındaki ikinci listede 39. sıraya gerileyen Türkiye, 2012’de önemli bir sıçrama yaparak 27. sıraya kadar yükselmişti. 2014 yılı listesinde ise üç basamak gerileyen Türkiye, 30. sırada kendisine yer buldu. İki yılda bir yayınlanan endeks bu yıl yenilenecek. Türkiye, 2018 yılına kadar listede en az 10 basamak yükselerek ilk 20 ülke arasında yer bulmayı hedefliyor. Ancak bu amaca ulaşılmasında öncelikle sektörün yıllardır eksikliğini dile getirdiği “Türkiye Lojistik Master Planı”nın hazırlanması ve uygulanması gerekiyor. Master Plan’ın yanı sıra, sektörün beklediği iki önemli düzenleme ise “Türkiye Sanayi ve Ticaret Envanteri” ile “Lojistik Kanunu”nun hazırlanması. Bunun yanı sıra, Türkiye’nin Çin ve AB arasındaki ticaretten pay almasını sağlayacak olan Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demiryolu hattının da en kısa sürede tamamlanması bekleniyor.