Akfen’in ‘kazan’an öyküsü
Makine mühendisliği son sınıf öğrencisi iken babasının teşviki ile iş hayatına atılan Hamdi Akın, bugün Türkiye’nin en büyük yatırımcı gruplarından olan Akfen Holding’in temellerini 1976 yılında attı. İlk işi ’10 metrekarelik kazan yapımı’ olan 41 yılı geride bırakan ve 42’inci yıla adım atan Akfen Holding’in kuruluş öyküsünü Hamdi Akın’ın açıklamaları ve foto albümü ile Strategy okurları için derledik…
Hamdi Akın 1976 yılında Akfen Holding’in temellerini attığında sadece 22 yaşındaydı. Mezun olmasına 1 yıl kalmıştı ama öğrenci olayları nedeniyle okula devam edemiyordu. İş hayatına atılmaya karar verdi. Babasının da desteğiyle Ankara’da Emek Mahallesi’nde küçük bir imalathane kurdu ve her şey bu adımla başladı.
Hamdi Akın o günleri bir TV programında şöyle anlatıyor:
“Fizik mühendisi olmak istiyordum ama babam makine mühendisi olmamı çok istedi. Bunun için bir sene kurslara gittim, Hacettepe Üniversitesi’nde fizik bölümünü kazanmıştım ancak kaydımı yaptırmadım, bir sene bekledim. Sonuçta, 1972 yılında üniversite eğitimine başladım. Bizim öğrencilik yıllarımızda gençlik olayları çok fazlaydı. Sürekli okulumuz tatil oluyordu. 1977 yılının Mart ayında mezun oldum.
Ben üniversiteden mezuniyetimi 1976 yılı haziran ayına göre planlamıştım. O sırada, babam Arı Kazan adlı bir firmada çalışıyordu. Arı Kazan, teyzemin kocasının kurmuş olduğu bir atölyeydi. Kalorifer kazanları, hidrofor boyler gibi mekanik şeyler yapmak o sıralarda çok modaydı. Ankara’nın hemen her tarafında Karadenizli, Diyarbakırlı müteahhitler ve Türkiye’nin farklı noktalarından gelen ve kendilerini göstermek isteyen işadamları arsaları kat karşılığı alıp, Aşağı Ayrancı, Keçiören, Emek Mahallesi, Bahçelievler’deki apartmanları yapıyordu. Her apartmanın altında da bir kalorifer kazanı, bir hidrofor ve bir eşanjör olmak zorundaydı. O dönemlerde ithalat da kapalı olduğu ve Türkiye döviz fakiri olduğu için bütün bunları yerli olarak sağlıyorduk.
Dolayısıyla bütün makine mühendisleri okuldan mezun olduktan sonra yüzde 50-60 bu işler ile meşgul oluyordu. Yani ısıtma ve havalandırma işleriyle uğraşıyorlardı. Babam da Arı Kazan’dan ayrılmış ustabaşı ile birlikte bu işler ile ilgileniyordu. Yaklaşık 500 metrekarelik bir açık sahaları vardı. Bu sahanın içerisinde, soğuk havalar için kapalı bir bölüm, bir masa, bir kasa ve bir telefon vardı. Aşağı yukarı bütün imalathaneler böyleydi. Kiraları da bugünün değeri ile 500 TL civarındaydı. Büyük sanayi, ata sanayi dediğim bölgelerin hemen hepsi bu şekilde kiralanıyordu. Ufak müteşebbislerde kiralarını ödeyerek işlerini yapıyordu.”
GÜNEYCE KIRAATHANESİ’NİN İŞADAMLARI
Burada araya girelim. Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın bir yandan kuruluş hikâyesini anlatırken diğer yandan da Türkiye’nin o dönemine ışık tutuyor. İthalat kapıları kapalı, döviz bulmak zor, öğrenci olayları büyüyor. İşte bu ortamda bir şirket kuruluyor. Yine Hamdi Akın’ın açıklamalarından devam edelim: “Okulun son yılında Emek Mahallesi’ne yeni taşınmıştık. Emek Mahallesi’nde taşındığımız evin alt katında bir kıraathane vardı. Adı da Güneyce Kıraathane’siydi. Rize’nin Güneyce kasabasından Ankara’ya göç etmiş insanlar bu kahveye takılıyordu. Bir sürü, kalfa, beton ve kalıp ustası hepsi o kahveye gelirdi. Burada, adeta bir borsa oluşturuyorlardı. Akşam olduğunda hepsi de inşaatlardan oraya gelir, hem iskambil kağıdı oynar hem de o günün muhasebesini yaparlardı. Yani bildiğimiz, iş adamlarının bir araya geldiği, oluşturduğu ufak lobi gibi düşünebilirsiniz. Ben de bu insanlar ile takılıyordum, onlar ile beraber oyun oynuyordum. Okuldan mezun olduğumda hepsi beni çok iyi tanıyorlardı. Bir gün babamla konuşurken, bana çevremin çok geniş olduğunu söyledi ve ‘Yanımızda bir arsa boşaldı, bu arsayı kiralayalım, sende başına geç, bu şekilde ufak ufak imalat yapmaya başlayabilirsin. Benim ortağım olduğu için, burada ikinci bir iş yapmam olmaz ama sen istersen, ilk üç dört ayın kirasını ben öderim. Arsanın sahibi de çok iyi bir insan, sana burada bir başlangıç yapabiliriz’ dedi.
İLK ADIM, İLK TRANSFER
Sene 1976’ydı, ben daha mezun olmamıştım ve okul da kapalıydı. Mezuniyet için sadece çalışmamız gerekiyordu. Haftada ilave iki üç okula giderek, alamadığımız dersleri alacaktık. Program bu şekildeydi. Tamam, ben “çalışacağım” dedim ve biz o kiralamayı yaptık. Sadece 22 yaşındaydım. Bir masa ve bir kasa ile işe başladık. Okula haftada bir iki gün gidip geliyordum. Aşır Usta diye iyi bir usta vardı. Beş kazancı varsa beşinin de gözü o ustanın üzerindeydi. Aşır Usta’nın yaptığı imalatlar, diğer ustalarınkine hiç benzemiyordu. İşinde çok hassas ve titiz bir ustaydı. Eser Kazan diye bir kazancıda çalışıyordu. Kendisi, 1.500 TL maaş alıyordu ama 2 bin TL maaş ve biraz da prim vaat ettim. Bir de bizim eve su taşıyan bir sucumuz vardı. Güçlü kuvvetli olduğu için onu yanımıza aldık. Çünkü çok ağır saç ve boru malzemeleri kaldırmak gerekiyordu. İlk işimizde, Güneyce Kıraathanesi’nde müteahhitler “madem ki işe başladın, şu caminin kazanını yap” dediler. 10 metrekare bir kazan lazımdı. Benim diploma projemi de buhar kazanlarından verdim. Buhar kazanları, kazanların abisidir. Benim için 10 metrekarelik kazan yapmak çok kolaydı. O nedenle hemen ‘tamam’ dedik. 10 bin TL’lik bir işti. Bana 2 bin TL avans verdiler. Bir kere dört aylık kiramı kafadan çıkarmıştım. Hemen ‘malzemeni al ve başla’ dediler. Malzemelere peşin para vermedim. Kazan için lazım olan saç ve boru gibi malzemeleri senetle almak çok kolaydı. Çünkü 1980 yılından önce faiz denen bir şey yoktu. Dolar 10 TL ve sabitti. Faiz de senelik yüzde 1 falandı. Dolayısıyla bankalarda şube yetkisinde 150 bin TL kadar kredi verebiliyordu. Bunun için sadece bir tane banka müdürüne ihtiyaç vardı. Sanayide de Akbank, Yapı Kredi, Şekerbank gibi bankaların şubeleri vardı. 150 bin TL’lik ilk kredimi kimden aldığımı çok hatırlamıyorum.”
TEKFEN’İN isminden DE ESİNLENDİK
Akfen’le ilgili merak edilen bir başka konu da ‘adının nereden geldiği. İşte onun da yanıtı: “Bu arada Akfen adının nereden geldiğini merak edenler olabilir. Aslında Akfen’nin bir ortağı vardı; tek başıma değildim. Yüzde 50-50 iki ortak ile kurduk. Ortağım da Üniversite’de bana asistanlık yapan, Kemal Aksu diye bir arkadaşımdı. Benden dört yaş büyüktü. Ben 1972 yılında üniversiteye başladığımda Teknik Resim derslerime geliyordu. O dönem, Nihat Özdemir, Sezai Bacaksız, Kemal Aksu, Yasin Ekinci ve Nihat Özdemir’in eşi okulda asitanlık yapıyordu. Biz, hem ortağımızın ve benim soyadımda yer alan Ak bölümünü alarak, fen işleri yapacağımız ve fenci olduğumuz için Akfen adını koyduk. Ayrıca o dönem Tekfen çok meşhurdu. Tekfen de Kerkük-Ceyhan Boru Hattı projesini almıştı ve çok büyük bir mühendislik firmasıydı. Biz buradan da esinlendik.”
• Karşı sayfa: Hamdi Akın tarafından 1980 yılında inşaat malzemeleri satmak üzere Ankara Rüzgarlı Sokak’ta açılan dükkan.
• Şirketin büyüme dönemine girdiği 80’li yılların sonunda Hamdi Akın ofisinde.
• 22 Eylül 1976 tarihli ‘Akın Isı Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’ unvanıyla şirketin resmi kuruluşunu temsil eden Ticaret Sicil Belgesi.
• • İlk işi Ankara Emek Camii’nin kalorifer kazanını yapmak olan Hamdi Akın, 1990’lı yıllarda Sincan’da Akınısı Fabrikası’nı kurdu ve üretimini genişletti.
• Akfen, ilk inşaat projesi olarak 1980 yılında Ankara Haymana’daki polis lojmanlarını hayata geçirdi.
• Hamdi Akın ve ekibi birçok projenin bizzat başında bulunuyordu.