Anasayfa / Haber / YENİLENEBİLİRDE KİLİT DEPODA

Haber

  • 388

YENİLENEBİLİRDE KİLİT DEPODA

image

Yenilenebilirde Kilit Depoda

 

Yenilenebilir enerjide 2018 ve sonrasında yeni bir yatırım alanı olarak depolama teknolojileri öne çıkıyor. Türkiye’de de artık ‘yeni nesil YEKA ihaleleri’nde depolamanın da payı olacak. Yani önümüzdeki dönemde enerji depolama teknolojilerini çokça konuşur olacağız...

 

Yenilenebilir enerjinin dünya genelinde aldığı pay giderek artıyor. 2017 yılında dünya genelinde yenilenebilir enerji alanındaki birleşme ve satın almalarla ilgili 406 anlaşma imzalanırken bu anlaşmaların toplam tutarı da 40,1 milyar Euro’ya ulaştı. KPMG’nin Küresel Yenilenebilir Enerji İşlemleri 2018 başlıklı raporunda, “2018 sonrasında yeni bir yatırım alanı olarak öne çıkan akü depolama teknolojileri bu santrallerin geleceğinde kilit rol oynuyor” tespiti yapılıyor.

Yenilenebilir enerji sektöründeki gelişmelerin ve trendlerin yer aldığı araştırmaya katılan yöneticilerin yüzde 82’si, gelecek 24 ay içinde offshore kaynaklarda artış beklerken, bunu güneş ve hidroelektrik kaynaklar takip ediyor. Söz konusu artışta, yenilenebilir enerji teknolojilerinin olgunlaşıp ticarileşmeye başlamasıyla birlikte bu kaynakların “temkinli” yatırımcılar için daha cazip hale gelmesinin etkili olacağı düşünülüyor. Offshore rüzgar santrallerine yönelen yatırımcıların ilgisini en fazla Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgesi çekiyor. Katılımcıların yüzde 53’ü İngiltere’nin, yüzde 28’i Almanya’nın bu alanda en fazla yatırımı çekeceğini düşünürken ABD yüzde 2 ile son sırada.

 

YÖNETİCİLERİN YÜZDE 98’İ İÇİN DEPOLAMA ÖNEMLİ

Araştırmaya göre, yenilenebilir enerji santrallerinden sürdürülebilir bir şekilde enerji elde edilmesini sağlayan ve 2018 sonrasında yeni bir yatırım alanı olarak öne çıkan akü depolama teknolojileri de bu santrallerin geleceğinde kilit rol oynuyor. Katılımcı üst düzey yöneticilerin yüzde 98’i yenilenebilir kaynaklara yatırım yaparken dikkate alacakları unsurlar arasında akü depolamanın önemli, yüzde 57’si ise çok önemli olduğunu düşünüyor.

Dünyada teknolojik gelişmelere bağlı olarak açık deniz (offshore) rüzgar santralleri ve bataryaların enerji sektörünün yeni trendleri olarak öne çıktığı, Türkiye’nin bu alandaki planlamalarının da doğru bir zamanlamayla yaptığını söylemek mümkün. Nitekim dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, mayıs ayı içinde yaptığı bir açıklamada, “Güneşte depolamayla ilgili yeni bir sürecin uygulaması başlıyor. Sadece rüzgar türbini, güneş paneli değil depolama, batarya teknolojilerinde de Türkiye Ar-Ge anlamında da ilerliyor. Ülkemizi enerji teknolojilerinin bölgesel olduğu kadar bir noktada küresel bir üs haline getirmek, ülkemizin enerji bağımlılığını minimuma indirmek için, daha kaliteli enerji sağlamak için gece gündüz demeden çalışmaya devam edeceğiz” diyerek bu yöndeki gelişmeleri aktarmıştı. Yenilenebilir Enerji Depolama ve Elektrikli Araç Teknolojileri Çalıştayı’nda Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü Yeni Teknolojiler Daire Başkanı Fatih Öztürk, yeni YEKA projelerinde depolamaya yer vermeyi düşündüklerini açıklamıştı. Kamuda bu hazırlık devam ederken özel sektör şimdiden harekete geçti. Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, enerji depolama konusunda bambaşka bir dünyanın geldiğini ifade ederken “Enerji Bakanlığımızın bu konuda ciddi bir çalışması var. Sanıyorum biz de bu oyunculardan biri olabiliriz” demişti.

Yine Turcas, Kalyon gibi şirketler de geçtiğimiz aylarda bu alandaki yatırım niyetlerini ortaya koydu. Durum öyle gösteriyor ki biz önümüzdeki dönemde enerji sektörü çok daha fazla pil ve batarya yatırımlarını konuşuyor olacak.

 

 

2050’ye kadar pillere 548 milyar dolarlık yatırım yapılacak

 

Depolama fiyatlarındaki düşüş enerji sektörünün yönünü de değiştiriyor. Bloomberg News Energy Finance’ın “2018 Küresel Elektrik Sisteminin Geleceği” analizine göre, depolama fiyatlarındaki düşüş gelecek on yılın elektrik üretim bileşimini köklü değişikliklere uğratacak.

2010’dan bu yana lityum-iyon batarya fiyatlarının megavat saat başına yüzde 80’e varan oranlarda düştüğü ve 2020’lerde bu düşüşün çok daha hızlanacağı vurgulanan analize göre 2050’ye kadar 3’te 2’si şebeke, 3’te 1’i ev olmak üzere pillere 548 milyar dolar yatırım yapılması öngörülüyor. 

Söz konusu analizde 2018-2050 yılları arasında elektrik üretimi için 11,5 trilyon dolar yatırım yapılması ve bunun 8.4 trilyon dolarının güneş ve rüzgar enerjisine, 1,5 trilyon dolardan fazlasının da hidro ve nükleer gibi sıfır karbon teknolojileri alanında gerçekleşmesi öngörülüyor. Böylece dünya genelinde güneş enerjisi kapasitesinin 17 kat artması, güneş elektriği fiyatının da yüzde 71 düşmesi bekleniyor. Rüzgarda ise kapasite artışının altı kat olması ve karasal rüzgar enerjisi fiyat düşüş oranının da yüzde 58 olması öngörülüyor. Çalışmaya göre rüzgar ve güneşin bu yükselişi en fazla kömürü vuracak. Elektrik üretiminde kömürün payı şu anki yüzde 38’den yüzde 11’e düşecek.