Dünya son 50 yıldır baş döndürücü bir hızla değişiyor. Bu büyük dönüşümün ortasında hepimizin hayatını etkileyen çok önemli bir unsur var: Kentleşme. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2014 yılı itibariyle dünya nüfusunun yüzde 54'ü şehirlerde yaşıyor. 1950'de yaklaşık yüzde 30 olan bu oranın, 2050 itibariyle yüzde 70'lere ulaşması bekleniyor. Kent yaşamının hepimizin hayatına getirdiği olmazsa olmazlardan biri de kapalı mekanlarda çok fazla vakit geçiriyor olmamız. Ortalama sekiz ile 10 saatimizi işyerinde, geri kalan zamanımızın çoğu da evlerimizde geçiyor. Bu ortamlar ne kadar sağlıklı ve ferahsa kendimizi de o kadar iyi hissediyoruz. İç mekanların bu özellikleri kazanmasında duvar boyalarının büyük payı var. Araştırmalar, ofisimizin ya da oturma odamızın duvarlarının renginin psikolojimiz üzerinde birebir etkisi olduğunu gösteriyor. Oturma odamız için yumuşak renkler, yatak odamız için mavi gibi rahatlatıcı renkler, egzersiz alanlarımız için turuncu gibi canlı renkler öneriliyor. Reklam sektörü gibi yaratıcılık gerektiren bir işte çalışıyorsak ofisimizin duvarlarında kırmızı tonlar verimliliğimizi artırıyor. Toplantı odalarının duvarlarının ise sarı gibi rahatsız edici bir renge boyanması tavsiye edilmiyor. Bu kadar boyadan bahsetmemizin bir nedeni var elbette. Kapalı mekanların duvarlarını renklendirmek için önerilen mevsime kısa bir zaman kaldı. İşin uzmanlarına göre, boya yapmak için en ideal mevsimler sonbahar ve ilkbahar. Hangi renkleri kullanmak istediğinizi seçmek için vaktiniz var. Siz yeni dönem planlarınızı yaparken, biraz da sektörde neler olduğuna bakalım… Türkiye boya sektöründe son yıllarda büyük gelişmeler yaşanıyor. Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) verilerine göre, Türkiye şu anda Avrupa genelinde beşinci büyük boya üreticisi konumunda. Yaklaşık 3 milyar dolarlık bir hacme sahip olan boya sektörünün dünyadaki payı ise yüzde 2 civarında. Bunun miktar olarak yüzde 60’ını inşaat boyaları, yüzde 40’ını ise sanayi boyaları oluşturuyor. Değer olarak ise bunun tam tersi bir durum ortaya çıkıyor. Kişi başı boya tüketiminin yılda 11 kilogram civarında gerçekleştiği ve çok sayıda ekonomik oyuncuya ev sahipliği yapan boya sektöründe, 600 kadar da küçük ve orta ölçekli işletme üretim yapıyor. Sektörde en büyük pay inşaat boyalarının olurken, yıllık boya üretiminin yaklaşık yüzde 82’si büyük ve orta ölçekli kuruluşlar, vernik ve tiner ağırlıklı üretimi kapsayan yüzde 18’i ise küçük ölçekli kuruluşlar tarafından gerçekleştiriliyor. Sektörün ortalama kapasite kullanım oranı yüzde 65 seviyesinde. Uzmanlar, ülke ekonomisi açısından kilit öneme sahip olan inşaat sektörü ve alt sektörlerin planlı stratejiler ve araştırma-geliştirme çalışmalarıyla desteklenmesi gerektiği görüşünde. İçinde yaşadığımız yapılar ve sağlığımızla ilgili farkındalığımız geliştikçe daha kaliteli ürünlere yöneliyoruz. Örneğin, boya sektöründe insan sağlığı için daha faydalı olduğu düşünülen su bazlı boyalara karşı talepte ciddi bir artış göze çarpıyor. Son rakamlara göre, su bazlı boyaların toplam üretimdeki payı yüzde 70’lere dayanmış durumda. Kısacası, gün geçtikçe daha çok “yeşil boya” üretiliyor. Örneğin sanayi kanadında kendi kendini tamir edebilen boyalar üretiliyor. Formülasyonlar çeşitleniyor. 2030 yılı itibariyle Türkiye’nin boya sektörünün büyüme hızının Avrupa ortalamasını geçmesi bekleniyor. Sektör temsilcilerine göre Türk boya sektörü, gerek üretim kalitesi gerekse üretim teknolojileri açısından Avrupa ülkeleri ile rahatlıkla rekabet edebilecek bir konumda. Bu da ister istemez ihracat rakamlarına yansıyor. Boya Sanayicileri Derneği (BOSAD) rakamlarına göre, Türkiye’nin boya ihracatı 2004’te yaklaşık 30 milyon dolar seviyesindeyken 2014 yılı itibariyle bu rakamın 1 milyar doları aştığını görüyoruz. İstanbul Sanayi Odası (İSO) verilerine göre, kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı sanayinin alt sektörlerinde boya sanayi, hem yüzde 18’lik oranla en yüksek katma değeri hem de yüzde 20 pay ile en yüksek üretim değerini gerçekleştiriyor. Boya sektöründeki bu büyümenin arkasında hiç kuşkusuz son yıllarda inşaat sektöründe yaşanan büyük hareketlilik bulunuyor. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’nın Ocak 2015 tarihli “Büyüme Bağlamında İnşaat Sektörü” raporuna göre, Türkiye’de 2004-2013 döneminde GSYH gelişim hızı yıllık ortalama yüzde 4,9 olurken, inşaat sektörü yıllık ortalama yüzde 5,9 büyüdü. İnşaat sektörü toplam istihdamda yüzde 7,4 pay ile istihdam katkısı yüksek sektörler arasında yer alıyor. 2014 yılı sonu itibariyle sektörün istihdamı 2 milyon kişi civarında. 2000’li yılların başında Türkiye yurtdışına 1,5 milyar dolar civarında inşaat malzemeleri ihraç ederken, bugün bu rakam 25 milyar dolara yükselmiş durumda. Bunun içinde demirden çeliğe, camdan seramiğe, elektronik aksamdan boyaya varıncaya kadar yüzlerce farklı ürün var. Boya sektörünün ayrılmaz bir parçası olduğu inşaat sektörüyle ilgili bu yılki rakamlar ise bir miktar daralmaya işaret ediyor. İMSAD’ın haziran ayındaki sektör değerlendirme toplantısında açıkladığı üzere, bu yılın ilk çeyrek döneminde inşaat sektörü yüzde 3,5 geriledi. Boyayı da kapsayan inşaat malzemeleri sanayi üretimi ise yılın ilk dört ayında yüzde 4,5 geriledi. Aynı dönemde inşaat malzemeleri ihracatında ise yüzde 15,8’lik bir düşüş yaşandı. İMSAD tahminlerine göre, 2015’in ikinci yarısında daralma durmazsa, ekonomide bu yıl için hedeflenen yüzde 4’lük büyüme seviyesini yakalamak zor olacak. Bu noktada kentsel dönüşüm projeleri sektör genelinde ve boya sektörü özelinde büyük bir gelişim potansiyeline işaret ediyor. Kentsel dönüşüm projesi kapsamında 15 yıllık bir süreç içerisinde Türkiye’de 7 milyon konutun yıkılıp yeniden yapılması planlanıyor. Şimdiye kadar 7 milyonun 1 milyonunun bu kapsam dahilinde projelendirilmiş olduğunu görüyoruz. Uzmanlara göre kentsel dönüşümle birlikte konut için boya yenileme talebinde bir miktar düşüş yaşanıyor. Ancak bu süreci tersine çeviren bir başka girişim dikkat çekiyor. Enerji verimliliğinin artırılması girişimlerinin bir parçası olarak, mevcut binaların 2017 yılına kadar enerji kimlik belgesi alması gerekiyor. İMSAD verilerine göre, bu da yaklaşık 18 milyon konut ve konut dışı bina stokunda enerji verimliliğini sağlamaya yönelik iyileştirme yapılması anlamına geliyor. Bu zorunluluğun başta boya ve yalıtım malzemeleri olmak üzere pek çok inşaat malzemesi kalemi için önemli bir yenileme pazarı oluşturacağı düşünülüyor. Bu sonbahar hem evinizi hem de ofisinizi ferahlatmak için iyi bir zaman olabilir. Hangi rengi seçeceğiniz size kalmış. En iyi rengin yanı sıra en sağlıklı boyayı da seçtiniz mi işin büyük bölümü hallolmuş olacak. Yeni yıla ferah mekanlarda girmeyi kim istemez?