INGILTERE’NIN, Avrupa Birliği’nden ayrılması (Brexit) birliğin tarihindeki ilk ayrılık oldu. Birliğin temel direği olan Alman disiplini birliğe üye olmanın, Euro’ya girmenin tüm kurallarını en ince ayrıntısına tasarlamıştır, ancak ne gariptir ki birlikten (İleride Euro’dan da olursa şaşmam!) ayrılmanın el kitabını belli ki hazırlamamışlar. “Boşanma” tarafların her ikisi için de zar zor “anlaşmalı” hale getirebildi.
Brexit sürecinin yol haritası daha tam olarak netleşmemişti ki bir de işin içine Koronavirüs salgını girdi. Salgının tüm dünyaya yayılması yepyeni sonuçlar doğuracak ve bundan sonraki dönemi “PostCorona” olarak anacağız. Tıpkı Milattan Önce-Milattan Sonra gibi… Bu krizden ilk çıkardığım sonuç bir “Dünya Liderinin” ve küresel kurumların kalmamış olduğuydu! Trump’ın iktidara gelmesi ile birlikte bir yandan ABD’nin dünya liderliğinden gönüllü olarak çekilmesi; diğer yandan 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Birleşmiş Milletler, IMF, Dünya Bankası, ILO, WHO gibi kurumların etkilerinin böylesi bir küresel krizde “işe yaramadıkları” algısını güçlendirdi. Ülkesel/bölgesel çözümler yerine, küresel çözümler gerektiren böylesi bir salgına karşı ülkeler ortak hareket edemediler!
Bunun bir benzeri AB’de yaşandı! AB’de salgına karşı ortak bir politika geliştiremediler; İtalya’da salgın hızla yayıldığında, ülkeler birbirlerine olan sınırlarını karşılıklı haber dahi vermeden kapattılar. İtalya’ya yardım Rusya ve Çin’den geldi. Böylesi günlerde birbirine destek olmayan; ortak para politikası dışında ortak maliye politikası ve ortak anayasası olmayan bir birlik; hele ki Brexit sonrasında, nasıl yoluna devam edebilecek?
Avrupa; ABD gibi federal bir “birleşmiş devletler” yapısına kavuşabilmesi için ilk aşamada ortak bir anayasada anlaşmaları gerekiyor. Bunu denediler, başaramadılar. Ortak para politikaları ve ECB var ancak ortak maliye politikası, ortak bir vergi yapısını da oturtamadılar. Ülkeler arasında faiz oranlarındaki farklar miniskül iken vergi oranlarında aralarında haksız rekabete dahi varabilecek farklar var. Bir “ortak ordu” kur(a)madılar. Bu kriz sırasında “Güney AB” diyebileceğimiz ve Koronavirüs’ten en fazla etkilenen İtalya ve İspanya; yardımını alamadığı, desteğini arkasında hissetmediği diğer AB ülkeleriyle nasıl bir ilişki geliştirecek? Benim tahminim, AB’nin çatırdayacağı yönünde. Bu birliği ayakta tutmanın en fazla avantaj sağladığı Almanya’nın diğer ülkeleri de destekleyici adımlar atmadığı durumda, ülkeler kendi içlerine döneceklerdir.
PostCorona’nın en önemli sonuçlarından biri olan küresel tedarik zincirindeki kırılmalar, yerel üretimlerin önemini artıracak. Ülkeler hem üretim hem de sosyolojik olarak daha fazla içlerine dönecekler; gerek vize duvarlarını, gerekse de gümrük duvarlarını daha da yükseltecekler diye tahmin ediyorum. (1929’daki ABD’deki Büyük Buhran ve II. Dünya savaşı öncesi dönemin “tekerrür” ettiğine şahit olabiliriz!)
Tarihin tekerrür edip etmeyeceği biz insanların elinde. Küresel iş birliğini mi artıracağız, insanlığa hizmet edecek lider kurumları mı güçlendireceğiz, yoksa herkes kendi yoluna mı gidecek?