BU 4 SORUNUN CEVABI SAVAŞ GETİREBİLİR
FT, enerji piyasasında cevabı aranan 4 soruyu masaya yatıran bir yazı yayınladı. Petrol fiyatlarında artışın sürdürülebilir olmadığı görüşünün aktarıldığı yazıda, bu soruların cevaplarının şekillendirdiği 2018’de Ortadoğu’da yeni bir savaşın tetiklenebileceği ifade ediliyor. Enerji piyasasında genel dengeler 2018 yılında nereye oturacak? Bu soruya kesin bir dille yanıt vermek zor. Yine de en çok takip edilmesi gereken konular ortada. İngiliz Financial Times gazetesi de bu konuyu gündemine alan bir yazı kaleme alarak, bu yıl 4 ana konunun takip edilmesi gerektiği konusunda uyarıyor. Buna göre, bir hayli belirsizlik içeren bu 4 konu Suudi Arabistan’daki siyasi durum, kaya gazı, Çin’in talebi ve yenilenebilir enerji. Yazıda, aşağıda detayları verilen sorulara herkesin farklı yanıt verebileceği vurgulanırken, petrol fiyatlarında artıştan ziyade düşüşün yaşanabileceği, bunun da Ortadoğu’da yeni bir savaş anlamına gelebileceği görüşü aktarılıyor.
FT’nin yazısında 2018 yılında enerji piyasasında yanıt aranan konuların ana tartışma eksenleri şöyle özetleniyor:
1SUUDİ ARABİSTAN’DAKİ SİYASET PETROL ÜRETİMİNİ NASIL ETKİLEYECEK?
Suudi Arabistan’da istikrar olup olmayacağı hala belirsiz. Krallık’ta gerçekleştirilen petrol üretiminin çoğu Asya’ya gidiyor ama yüksek montanlar piyasada volatilite yaratacak nitelikte. Prens Muhammed bin Selman’ın şu an kontrolü sağladığı düşünülse de, ülkede işadamları ve kraliyet ailesi mensuplarının bazılarını da hapse götüren tuhaf ve hassas bir durum olduğu aşikar. Prens bin Selman şu ana kadar uluslararası platformda kendisinin modern bir liberalleşme süreci yürüttüğüne dair başarılı bir halkla ilişkiler çalışması yapmış gibi görünüyor. Ancak Yemen ve diğer Ortadoğu ülkeleri aynı fikirde değil. Gündeme getirilen robotların yönettiği 500 milyar dolarlık teknoloji kenti ve kadınlara ilk defa araç kullanma izninin verilmesi gibi konular bölgede radikallerden de eleştiri alıyor. Bu durum, önümüzdeki aylarda gerçek bir volatiliteye neden olabilir. Risk özellikle İran ve Suudi Arabistan arasında yıllardır kaçınılan bir çatışmanın ortaya çıkma ihtimaline dayanıyor. Bu noktada Körfez ülkelerinin ticareti yapılan küresel petrol üretiminin yüzde 40’ını yaptığını hatırlamakta fayda var. Bu senaryoda en büyük risk İran’ın olası bir çatışmayı kazanıp bölgedeki etki alanını artırması olarak değerlendiriliyor.
2KAYA GAZI ÜRETİMİ KÜRESEL FİYATLARI ETKİLEYECEK NOKTADA MI?
ABD’deki kaya gazı üretiminin ne kadar hızlı artacağı cevabı aranan bir diğer soru. 2017 yılında ülkedeki kaya gazı üretimi günde 600 bin varil arttı ve 6 milyon varilin üzerine çıktı. Son 6 ayda küresel fiyatlardaki artış özellikte ABD’de üretim yerlerinin ticari olarak hareketlenmesine ve sondaj çalışmalarının artmasına yol açtı. Buna benzer bir artışın 2018 yılında da yaşanma ihtimali OPEC üretimini etkileyebilir ve kota düşüşü ya da fiyatların inmesi sonucunu doğurabilir.
3ÇİN’DEKİ BÜYÜME NE OLACAK?
Çin, son 3 yıldaki büyümesinin enerji tüketimini küçük artışlarla sınırlı tutarak gerçekleştirmeyi başardı. Büyüme rakamı, büyük ihtimalle iddia edilen rakamlardan küçük olsa da, önemli seviyelerde. Bu trendin devam edip etmeyeceği ise esas soru. Dünyada günlük enerji kullanımının dörtte birini gerçekleştiren Çin’de ekonomi kömürle beslenen ağır sanayiden hizmet bazlı bir yapıya kayıyor. Bu geçişin hızının ne olacağı belirsiz. Bazı güncel araştırmalar ekonomik büyümenin, dolayısıyla petrol ve kömür tüketiminin artacağını öngörüyor. Öte yandan Pekin’in, hava kirliliği sonuçları da dikkate alınırsa, daha temiz bir enerjiye dayalı ekonomi hedefi var.
4YENİLENEBİLİR ENERJİ NE KADAR HIZLI BÜYÜYECEK?
Bu soru aslında belki de en önemli soru. Son yıllarda yatırım maliyetlerinde çok hızlı bir düşüş ve arzda çok hızlı bir yükseliş yaşandı. Yenilenebilir enerji bu şartlarda çok olumlu bir yıl yaşadı. Öyle ki, örneğin rüzgâr enerjisi neredeyse sübvansiyonsuz rekabet edebilir hale geldi. Güneş enerjisi 2010 yılından bu yana yatırım maliyetlerini yüzde 70 düşürmeyi başardı. Burada soru bu kazanımların ne kadar sürede elektrik arzında kendini göstereceği. Hidronun da dâhil olduğu yenilenebilir enerji bugün küresel günlük enerji arzının yüzde 5’ini oluşturuyor. Yani enerji piyasasında gerçek bir değişiklik için halen bir geçiş sürecine ihtiyaç var. Burada sıkıntı endüstrinin parçalı yapısı.
Halen pek çok şirket küçük ve yerel nitelikte. Kömür ve doğalgazla rekabet için endüstrinin kabuk değiştirmesi gerek. 2018 yılı bu kabuk değiştirmenin yapılıp yapılamayacağının da işaretlerini taşıyacak. 2018 ‘yerli enerji’ yılı Türkiye’nin ilk derin deniz sondajı, Akkuyu Nükleer Güç Santrali, YEKA ihaleleri ve yerli kömür teşvikleri 2018’in en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. KPMG’nin ‘Enerji Sektörel Bakış 2018’ Raporu’na göre de Türkiye 2018’de yerli enerjiyi konuşacak Türkiye 2017 yılında başta YEKA (Yenilenebilir Kaynak Alanı) ihaleleri olmak üzere çok önemli adımlar attı. Pekii 2018 nasıl geçecek? Uluslararası vergi ve danışmanlık şirketi KPMG’nin ‘Enerji Sektörel Bakış 2018’ Raporu’na göre bu yıl da ‘yerli enerji’ ana gündem maddesi olacak. Konuşulacaklar listesinde Türkiye’nin ilk derin deniz sondajı, temeli atılan Akkuyu Nükleer Güç Santrali, YEKA ihaleleri ve yerli kömür teşvikleri ilk sıralarda geliyor.
Rapora göre küresel enerji tüketiminin 2040 yılına kadar yüzde 28 artacağı öngörülürken, değişen coğrafi ve ekonomik dengeler enerji piyasalarını uzun dönemli çözümlere zorunlu kılıyor. Bu noktada yenilenebilir enerjinin dünyanın en hızlı büyüyen enerji kaynağı olarak ön plana çıkacağı öngörülüyor. Ancak kömür, petrol ve doğalgazın 2040 yılına kadar ana enerji kaynağı kimliğini koruyacağı düşünülüyor.
Türkiye’de ise 2018’e hükümetin yerli enerji politikası damga vuracak.
KÖMÜRÜN PAYI ARTACAK
KPMG Enerji Sektör Raporu’ndan ön plana çıkan noktalar şöyle:
• Dünyada enerji tüketimi artıyor. Küresel enerji tüketiminin 2040 yılına kadar yüzde 28 artacağı öngörülüyor. Hızla artan tüketime yanıt olarak yenilenebilir enerji yükseliyor. Yeşil enerji, yeni teknolojiler ve enerji politikalarıyla yenilenebilir enerjinin dünyanın en hızlı büyüyen enerji kaynağı olması bekleniyor. Ancak kısa vadede kömür, petrol ve doğalgaz 2040’a kadar ana enerji kaynakları kimliğini koruyacak. 2040 yılında küresel enerji tüketiminin yüzde 77’sinin hala fosil yakıtlardan sağlanması bekleniyor.
• 2018-2040 yılları arasında nükleer enerji tüketimi 1.5 kat artacak. Bu artışla birlikte dünyanın en hızlı büyüyen ikinci enerji kaynağı nükleer enerji olacak.
• Türkiye’de üretiminde kömürün yüzde 21’lik payı bulunuyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, 2023’e kadar tüm yerel linyit ve taş kömürü rezervlerini enerji üretimi amaçlı değerlendirmeye yönelik çalışmalarda bulunuyor ve özel sektöre teşvik olanaklarıyla destek olmayı planlıyor. Türkiye’de 17 milyar tonun üzerinde açığa çıkarılmayı bekleyen yerli kömür rezervinin teknoloji ve çevreci kriterlerle ekonomiye kazandırılması hedefleniyor.
RÜZGÂR HIZLI ESİYOR
• Yenilenebilir enerjinin en önemli kaynaklarından biri olan rüzgâr enerjisi hızla yükseliyor. Dünyada 2000 yılında 17,4 GW olarak gerçekleşen rüzgar enerjisinden elektrik üretimi, 2015 yılında 432,0 GW oldu. 2030 yılında üretimin 1.749,8 GW’a ulaşması bekleniyor.Türkiye’de de rüzgar enerjisi yükseliyor. 2016’da rüzgar enerji santrallerinin kurulu gücü 5 bin 738 MW iken, 2017 yılı Ekim sonu itibariyle 6 bin 353 MW’a ulaştı. Ülkemizin 48 bin MW’luk rüzgâr enerjisi potansiyeli bulunuyor. Türkiye yüzölçümünün yüzde 1,3’üne denk gelen bu alan, rüzgâr enerjisinin verimli kullanılabilmesi için avantajlı bir coğrafyaya sahip olduğumuzu ifade ediyor. GÜNEŞİN KATKISI YÜZDE 2.5
• Güneş enerjisi de çıkışta. Şebekeye bağlı güneş enerjisi üretimin toplam tüketime katkısı yüzde 2,5’e ulaştı.Güneş Enerjisi Potansiyeli Atlası’na (GEPA) göre Türkiye 2 bin 737 saat yıllık toplam güneşlenme süresi ve 1527 kWh/m² yıllık ortalama güneş enerjisi miktarı ile bu enerjiden çok daha verimli yararlanabilecek konumda. Güneş panellerindeki maliyet düşüşü ve panel verimliliğinin artması güneş enerjisi yatırımlarına hız kazandırdı. 2014’te sadece 40 MW olan güneş enerjisi elektrik üretimi, 2017 yılının ilk 10 ayının sonunda 2060 MW’a ulaştı. JEOTERMAL ENERJİDE EN HIZLI BÜYÜYEN ÜLKE TÜRKİYE
• Türkiye’nin yerli enerji kaynaklarından biri olan jeotermal enerjinin potansiyeli 31 bin 500 MW olarak değerlendiriliyor. 2016’da toplam kurulu güç içindeki payı yüzde 1 olan jeotermal enerji, 2017’nin ilk 10 aylık döneminde payını 1,2’ye yükseltti. Türkiye bu rakamla jeotermal enerjiden elektrik üretimi konusunda dünyada en hızlı büyüyen ülke durumuna geçti. Son yıllarda ön plana çıkan biyokütle enerjisi sektörün öncelikleri arasında yer alıyor. Türkiye’nin biyokütle atık potansiyeli 8,6 milyon ton petrole eşdeğer. 2016’da biyogaz, biyokütle, atık ısı ve pirolitik yağ enerjisi santrallerinden 467 MW elektrik enerjisi üretilirken, 2017’nin ilk 10 ayında toplam kurulu gücü 554 MW’a ulaştı. DÜNYANIN BOR MERKEZİ
• Yakın gelecekte, yakıt olarak hidrojenin yaygınlaşmasına paralel olarak sodyum borohidrürün enerji arenasında önemli bir noktaya gelmesi bekleniyor. Dünya bor rezervlerinin yüzde 72’si Türkiye’de bulunuyor. Türkiye, dünyanın geri kalanından fazla bor madenine sahip olmasına rağmen bor mamulü satışlarında ABD’den sonra ikinci sırada yer alıyor. Türkiye 2016’da miktar bazında 1,78 milyon ton, değer bazında 711 milyon dolar bor satışı gerçekleştirdi. 2017 Temmuz sonu itibariyle bor satışları 1,16 milyon ton ve değer bazında ise 423 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın: “2020’de yenilenebilir enerjide” 1000 MW kurulu güce ulaşacağız” 1. Türkiye Enerji ve Maden Forumu’nda konuşan Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, “Şu anda inşa halinde ve kurulu olanlarla birlikte 600 MW’e ulaştık. Hedefimiz 2020’de 1000 MW’a ulaşmak” dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı himayesinde düzenlenen ‘1. Türkiye Enerji ve Maden Forumu: Fırsat Yılı 2018’, İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı‘nda gerçekleştirildi. Açılışını Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın yaptığı Forum kapsamında ‘Yenilenebilir Enerjide Türkiye Modeli: Teknoloji Transferi ve YEKA Modelinin Geleceği’ başlıklı oturuma Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın konuşmacı olarak katıldı. Dünyanın herkesin kendi enerjisini ürettiği bir noktaya gittiğini söyleyen Hamdi Akın, “En azından evler bazında bunun çözümleneceğini, belki de üreticilerin konut seviyesinde bir enerji üretimi yapmayacağı ortaya çıkıyor. Yapsa da belki talep bulamayacak çünkü herkes kendi enerjisini üretiyor olacak. Fabrikalarda da kendi enerjilerini kendilerinin üreteceği bir sistem ortaya çıkacak. Depolama konusu önümüzde 70-80 yıla damgasını vuracak.
Onun için biz bu konuya çok sıcak bakıyoruz. Yeni birtakım şeyler de düşünüyoruz” ifadelerini kullandı. Elektrik alım satım konularıyla şirketleşme sürecinin birbirine paralel gittiğini anlatan Hamdi Akın, “Çünkü biz birazcık şirket alım satımının, hisselerin ihracının Türkiye’nin bir iç dinamiği olduğunu, bunun durmaması ve sürekli canlı tutulması gerektiğine inanan bir grubuz. Biz bir varlık evi gibi çalışıyoruz. Sıfırdan şirket üreten ve bu ürettiğimiz şirketlerin hisselerini dışarıya pazarlayan bir grup olarak bizi düşünebilirsiniz” dedi. Yenilenebilir enerji kolunda faaliyet göstermeye karar verdiklerini anlatan Akın, “ Bu işe 8 yıl evvel başladık. Hidrolik alanda projeler geliştirdik ve nehir santrallarıyla 240 MW kadar kurulu güce ulaştık. Daha sonra rüzgar ve güneş konusu çok popüler oldu.
2 sene öncesinde de rüzgar ve güneş konusunda yenilenebilir enerjiye daha geniş spektrumdan bakmaya başladık. Tabi biyoenerji ve jeotermal enerji de yenilenebilir enerji kaynakları arasına giriyor. Portföyümüzü de bu şekilde çeşitlendirmemiz mümkün” diye konuştu.
“2020’DE 1000 MW KURULU GÜCE ULAŞACAĞIZ”
Şirketin gelecek hedefleri dahilinde belli oranlarda hisselerini dışarıya satarak şirketin içerisine para girmesini sağladıklarına dikkat çeken Hamdi Akın, şöyle devam etti: “Biz de bu amaçla yenilenebilir enerji şirketimizde EBRD ve IFC ile masaya oturduk. Stratejimizi beğendiler ve ‘biz de yatırım yapmak isteriz’ dediler. Her ikisi de yüzde 16’şar hisse alarak şirketimize bir özkaynak koydu. Özkaynakla biz büyüme trendimizi devam ettirdik. Şu anda inşa halinde ve kurulu olanlarla birlikte 600 MW’a ulaştık. Hedefimiz elde ettiğimiz yeni sermaye ile birlikte 2020 senesinde 1000 MW kurulu güce ulaşmak. Eğer sermayemiz yetmezse yine ufak bir hisse satıp şirketin içerisine sermaye olarak koyacağız. Ve bu büyümemize davem edeceğiz. Hisse miktarının azalmış olması elbetteki önemli ama değerlenmiş olması daha önemli.” HALKA ARZ YA DA BLOK SATIŞ YAPACAĞIZ Akın, “Hisselerimizin miktarınız azaltıyoruz ama kendimizi daha değerli hale getiriyoruz. Böylelikle de şirketimizi 2020-2021 yılları içerisinde halka arz edeceğiz ya da blok satış yaparak burada kendimizi minimuma indireceğiz. Artık özel sektör tarafından yönetilen ama hisseleri her yatırımcının elinde olan bir şirket haline dönüşecek ve çok sıhhatli bir hale gelecek. Ve adeta ölümsüzleşecek.
Yenilenebilir enerjiyi tercih etmemizin nedeni zaten bunun ileriye doğru daha kıymetli hale gelmesi” dedi. Dünyanın her yerinde yenilenebilir enerji kaynaklarına çok talep olduğuna dikkat çeken Hamdi Akın, “Amerika’dan Çin’e kadar dünya yenilenebilir enerjiyi konuşuyor. Dünya bu kaynaklardan alınan enerjiyi depolamayı konuşuyor. Eğer bunları depolanabilirse -ki bu artık çözüldü- artık genel enerji kaynaklarının çok fazla önemi kalacağını düşünmüyorum. Çünkü rüzgar, güneş limitsiz kaynaklar. Şimdi elimizde rüzgar, güneş ve hidroelektrik varlıklarımız var. Bioenerji ve biotermal de bizim görüş alanımız dahilinde. Oralara da yatırım yapabiliriz” diye konuştu.
Enerji depolama konusunda bambaşka bir dünyanın geldiğine dikkat çeken Akın, “Rüzgarın ve hidroelektrik santrallerin 24 sat çalıştığını ve aynı şekilde talebin de 24 saat olmayacağını düşünürsek bunların mutlaka dengelenmesi sonucunda ortaya çıkıyor. Depolama gibi bir sorun ortaya çıkıyor. Bunun için depolama meselesi dünyanı gündeminde. Türkiye’de de Enerji Bakanlığı’nın ciddi bir çalışması var. Önümüzdeki aylarda bakanlığın liderliğinde Türkiye bu alanda ciddi bir atılım yapacak. Sanıyorum biz de bu oyunculardan bir tanesi olabiliriz” ifadesini kullandı.