Adriyatik Denizi'ne 170 km uzaklıkta bulunan Zagreb'te, yüzyıllar öncesine dayanan geçmişin izleri hala sokaklarında adım adım takip ediliyor. T emmuz 2013’ten bu yana AB ülkesi olan Hırvatistan’ın başkenti Zagreb, ülkenin kuzeyinde ve Sava nehrinin üzerinde bir kent. Ayrıca 1 milyon 288 bin nüfusuyla Hırvatistan’ın en kalabalık şehri. İki bölümden oluşan Zagreb, Gornji Grad (Yukarı Şehir) ve Donji Grad (Aşağı Şehir) olarak da tarif edilebilir. Kaptol ve Gradec bölgeleri Gornji Grad yakasında. Orta Çağ’dan kalan tarihi eserler de yine bu bölgede yoğunlaşmış. Kaptol ve Gradec şehirlerinin 1851 yılında birleşmeleriyle oluşan Zagreb’de ilk yerleşim izleri 1. yüzyıla ait buluntular. 1699’da bir üniversite açılan kentte 17. ve 18. yüzyılda veba salgını baş göstermiş, büyük kayıplar yaşanmış. Adriyatik Denizi’ne 170 km uzaklıkta bulunan Zagreb, tarihi boyunca Adriyatik Denizi’nden Orta Avrupa’ya uzanan bir bağlantı noktası olmuş. Bir dönem Batı Avrupa’dan İstanbul’a doğru yol alan Şark Ekspresi’nin yolcuları, Zagreb’de mola verir, Maksimir Park’ta gezinti yaparlarmış. 17. yüzyılda, kentin Barok tarzda yenilenmesi sırasında eski ahşap evler yıkılmış, saraylar, kiliseler, manastırlar aslına uygun olarak yenilenmiş. Sanat atölyelerinin kurulması ve ticari fuarların düzenlenmesiyle zenginleşen Zagreb bugün önemli bir merkez. Zagreb, 1868’de Avusturya–Macaristan İmparatorluğu bünyesinde Hırvatistan-Slovenya Krallığı’nın başkenti olmuş. 1891’de atlarla çekilen ilk tramvay, 1905’te de ilk elektrikli tren burada hizmete konmuş. Şehrin sokaklarında ilk otomobiller 1901’de görülmüş. Tek yönlü, birbirini kesen sokakları ile Orta Avrupa’nın tipik şehir planına sahip Zagreb’de çok sayıda tramvay hattı var. Gece-gündüz çalışan bu tramvaylarda yolculuk yapmak hem çok keyifli hem de tramvay ulaşımı oldukça kolaylaştırmış. Zagreb’in bir üniversitesi, on tiyatrosu, yirmi bir müzesi, on dört sanat galerisi bulunuyor. Zagreb sokaklarında dolaşırken bile bir sanat galerisinde dolaşıyormuş hissine kapılıyor insan. Sokak sanatçıları köşe başlarında, meydan ve sokaklarda görsel şölenler sunuyorlar. Zagreb’in bir özelliği de animasyon konusunda iddialı olması. Bu alanda kendini yetiştirmek isteyen gençler için oldukça fazla olanak barındırıyor içinde. Bunların başında da tabii animasyon eğitimi veren okullar geliyor. O yüzden her yıl uluslararası çizgi film festivali yapılması ve dünyanın birçok yerinden animasyon sanatçı ve yapımcıların burada buluşması bizi şaşırtmıyor. Karasal iklime sahip ve dört mevsimin yaşandığı Zagreb’de yazlar çok sıcak ve az yağışlı, kışlar ise çok soğuk ve yağışlı geçtiğinden ideal gezi zamanı olarak ilkbahar ve sonbahar ayları tavsiye ediliyor. Sıcak da soğuk da beni etkilemez diyorsanız Zagreb yılın her günü sizi bekliyor. Müzeleri, katedralleri, pazarları, kafe-barları ve meydanlarıyla Zagreb’i gezmek büyük keyif. Lotrscak Kulesi, Ben Jelacic Meydanı, St. Stephen Katedrali, Jarun Gölü, Arkeoloji Müzesi, Modern Sanatlar Müzesi, Museum of Broken Relationships (Bitmiş Aşklar Müzesi), Maksimir Park, Dolac Meydanı Pazarı görülecek yerlerin başında geliyor. Zagreb’de kenti kuş bakışı görmek seyahatin olmazsa olmazı. Asırlık füniküleri kullanarak Lotrscak Kulesi’ne çıkıp muhteşem panoraması ile Zagreb’i seyretmek heyecan verici. Kuleden inişte dilerseniz yürüyebilir ve yine manzarayı doya doya seyredebilirsiniz. Lotrscak Kulesi’nden izlerken de görebileceğimiz gibi Zagreb mimarisi, Avusturya- Macaristan imparatorluğu ile sosyalist geçmişini anımsatan bir mimariye sahip. Şehrin tarihine bu gözle bakmak, mimari dokudaki çeşninin nedenlerini anlamamızı sağlıyor. Ben Jelacic Meydanı, ülkesini bir dönem Osmanlı tehdidine karşı savunmuş asker Josip Jelalic’in adıyla anılıyor. Kendisinin at üstünde olduğu büyükçe bir heykeli de meydanın ortasında bulunmakta. St. Stephen Katedrali, 1899 yılında yapılmış ve iki büyük kulesi gotik mimari anlayışıyla inşa edilmiş. Jarun Gölü, yeşillikler içinde ve doğayı koruyan Zagreb’in mutlaka görülmesi gereken bir yeri. 1987 yılında Sava Nehri’nden sel sonucu taşan sularla oluşturulmuş bu yapay gölde yüzebilir, deniz bisikletiyle tur atabilir, kürek çekebilirsiniz. Göl çevresindeki sahalarda golf, plaj voleybolu, basketbol ve masa tenisi de oynayabilirsiniz. Zagreb Arkeoloji Müzesi’nde Mısır, Roma ve Antik Yunan ile ülkenin çeşitli arkeolojik kalıntılarını görmeniz mümkün. Müzelerden en ilginç ve romantik olanı, Museum of Broken Relationships. Romantik dokusu, bu mini yapının kendisinden kaynaklanmıyor. Buraya, biten birlikteliklerden sonra geriye ne kaldıysa onlar getiriliyor. Evliliği sonlanmış bir kadın gelinliğini bağışlamış müzeye. Yazdığı hikâyeden dinliyoruz onu. Müzenin romantizmi, atmosferinden çok, sergilenen objelerin bu niteliğinden kaynaklanıyor.