Anasayfa / Keşif / RİGA'DA SEKİZ ASRIN İZLERİNİ GÖRMEK MÜMKÜN

Keşif

  • 264

RİGA'DA SEKİZ ASRIN İZLERİNİ GÖRMEK MÜMKÜN

image

Baltık başkentleri arasında en yüksek nüfusa sahip olan Riga'yı ziyaret etmek için çok nedeniniz var. Farklı ulusların hakimiyetiyle geçen köklü bir tarih, bugüne kadar korunan çok kültürlü yapı ve enfes mimari bunlardan sadece bazıları... Siz de Baltık ülkeleriyle ilgili genel bir bilgi eksikliği olduğunu fark ettiniz mi? Çoğu kişi bırakın Baltık ülkelerinin haritadaki yeri ve başkentlerini bilmeyi, hangi ülkeler olduğunu bile tek kalemde sayamayabiliyor. Farklı bir tatil için Kuzey’in soğuk cazibesine yönelen çoğu kişi ise genelde Estonya, Letonya ve Litvanya arasında tercihini, bu ülkelerin ayırdına varmaksızın uygun uçak seferleri ve tur programlarına göre yapıyor. İçlerinden herhangi birini ziyaret etmese, pek bir şey kaybetmeyecek çünkü onlar için tüm Baltık ülkeleri ve şehirleri “birbirinin aynı”. Bu genel yanlış algıyı düzeltmek adına baştan vurgulayalım: Estonya, Letonya ve Litvanya’yı ziyaret etmek asla birbirinin aynı değildir. Her üç ülkenin özellikle başkentleri Talin, Riga ve Vilnius, başlı başına detaylı bir tatil planını hak ediyor. Çünkü her biri kendine has tarihi ve coğrafi/kültürel özellikleriyle turistlere apayrı deneyimler vaat ediyor. Bu sayıdaki Keşif sayfamızda, bu üç başkent arasında en kalabalık nüfusa sahip olan Letonya başkenti Riga’yı geçmişi, bugünü ve turistlere hitap eden diğer her türlü özellikleriyle ele alalım istedik... SEKIZ ASIRLIK GEÇMIŞ Haritadaki konumu gereği Riga’yı Talin ve Vilnius şehirlerinin “ortanca kardeşi” gibi yorumlayabiliriz. Ancak Riga, ne Talin gibi tam bir kıyı şehri, ne de Vilnius gibi tamamen iç kesimde yer alıyor. Şehir 1201 yılında, Riga Körfezi etrafında kuruldu. Rusya’daki Valdai tepelerinden doğan 1020 km’lik Daugava Nehri, Baltık Denizi’ne bu şehirden dökülüyor. Riga bu kritik coğrafi özelliği sayesinde Ortaçağ’dan bu yana Doğu Baltık ticaret yollarının en önemli merkezlerinden biri oldu. 1282 yılında birçok Leton şehrinin Kuzey Alman Ticaret Ortaklığı Hansa Birliği’ne katılmasından sonra, bölgeye ticaret yapmaya gelen Alman elitleri şehre getirdikleri zenginlik kadar söz sahibi olmayı bildi. Riga ve Letonya, asırlar boyunca Alman tüccarları tarafından yönetildi. Daha sonraki dönemlerde de güçlü olanın sazı eline alma ritüeli değişmedi. Polonyalılar, İsveçliler ve Rusların devri başladı. Ülke 1918’de bağımsızlığı anca ilan etmişti ki kısa süre sonra bu sefer de önce Naziler, ardından Sovyetler Birliği işgali geldi. Bugün tüm bu yönetim değişikliklerinin etkisini şehir mimarisinde ve yaşam tarzında görmek mümkün. Riga demografik yapısıyla da çok kültürlülük mirasını korumaya devam ediyor. İkinci Dünya Savaşı öncesi nüfusunun yarısı Alman olan Riga, bugün Baltık başkentleri arasında en yüksek etnik Rus nüfus oranına sahip olan şehir. RIGA’NIN TARIHSEL MERKEZI UNESCO KÜLTÜR MIRAS LISTESI’NDE Refah seviyesi yüksek Alman tüccarlarının şehirde bıraktığı etki en çok Art Nouveau (Jugendstil) tarzı mimaride görülebiliyor. Bugün Riga sokaklarında dolaşırken gördüğünüz 700’ü aşkın Art Nouveau tarzındaki yapının, belki sadece Viyana, St. Petersburg ve Barcelona’da görebileceğinizi denli eşsiz güzellikte olduğunu unutmayın. Şehrin daha iç taraflarına gittiğinizde ahşap yapılar ve Sovyet döneminden kalma binalarla karşılaşacaksınız. UNESCO Kültür Mirası’na kabul edilen şehrin tarihsel merkezi “Vecr’ga” ise Riga’nın bir Ortaçağ kenti olduğunun yaşayan kanıtı. Dar, parke taşlı sokakları ve bitişik nizam 60 derece eğik çatılarıyla şehrin bu kısmına hayran kalacaksınız. Burası trafiğe kapalı. Gündüzleri müzeleri ve cafeleriyle, geceleri de oldukça renkli barları, pubları ve restoranlarıyla her daim canlılığını koruyor. RIGA’YA SEYAHAT SIZI ŞAŞIRTABILIR Letonya nüfusunun üçte birinin yaşadığı başkent Riga, modern hayatın getirdiği tüm hareketliliği içinde barındırıyor. Şehir sakinleri evlerinde oturmuyor, şehri yaşıyor, sokaklarında dolaşıyor, meydanlarında buluşuyor, kafelerinde bir şeyler içiyor, parklarında paten kayıyor. Bu da turist ve şehir sakinlerine yönelik etkinliklerin çeşitliliğiyle kendini gösteriyor. Riga sokaklarında yürürken karşınıza her an farklı pazarlar, spontan etkinlikler, festivaller, konserler, açık hava sinema gösterileri çıkabilir. Şehrin önünüze sunduğu tüm bu güzellikleri akışına bırakarak yaşamayı tercih edebilir, şehir kültürüne daha hızlı adapte olabilirsiniz. Ancak biz yine de Riga gezinizde işinize yarayacak birkaç öneriyi sizler için derledik: NE YENIR? Rozengrals Restoran: Ortaçağ atmosferi ve yemeklerinde iddialı bir restoran. Light: Füzyon mutfağıyla öne çıkan bir restoran. Fellini: Riga'nın çok kültürlü yapısı yemeklerine de yansımış. Fellini tam bir İtalyan klasiği. NE ALINIR? Baltık bölgesinde amber takılar çok yaygın, fiyatları da büyüklüğüne, parlaklığına, rengine göre değişiyor. Seyyar satıcılarda, pazarda, dükkanlarda dilediğiniz çeşit amber takı bulabilirisniz. Ayrıca Riga'da çeşitli baharatlar ve bitkilerle hazırlanan "Black Balsam" denilen içki çok meşhur.