Anasayfa / Analiz / SARAYDAN SOKAĞA HER GÖNÜLDE TAHT KURAN MARKA: SARAY MUHALLEBİCİSİ

Analiz

  • 919

SARAYDAN SOKAĞA HER GÖNÜLDE TAHT KURAN MARKA: SARAY MUHALLEBİCİSİ

image

Bu yıl 81. yaşını dolduran Saray Muhallebicisi ağır ama sağlam adımlarla nesilden nesile ismini ve hizmetini aynı kalite ve tutkuyla sürdürüyor. Bu tutkunun devam etmesindeki en büyük sır, Hüseyin Topbaş'tan bugüne taşınan düstur; lezzetin ve sevginin her daim paranın önüne geçmesi... Kabul edelim, değişimin hayatın odağı olduğu bu çağda aradığımız istikrarı yakaladığımız çok nadir oluyor. Nesillerdir bu nadir deneyimi şaşmadan önümüze ve damağımıza getiren en güçlü markalardan biri Saray Muhallebicisi. Nüfus kağıdına baktığımızda 1860’larda Kerem Çavuş’un kardeşleriyle Fındıklı’da başlar hikayesi. Bir yıldıza dönüşmesi ise Hüseyin Topbaş’ın 1935’te Kasımpaşa’da açtığı muhallebicisini 1949’da Beyoğlu’na taşımasıyla olur. Bu yıl 81. yaşını kutlayan Saray Muhallebicisi’nin ne lezzet kalitesi ne de bu kaliteyi nasıl elde ettiği bir sır değil aslında. Bu mihenk taşı niteliğindeki markanın sırlarını 2. ve 3. kuşak yönetimden günlük sevkiyattaki görevlilere kadar tüm Saray Muhallebicisi ailesi her gün yaşıyor ve paylaşıyor. EN BÜYÜK MİRAS: “YIYEMEYECEĞINIZ ÜRÜNÜ SATMAYIN.” Günümüzde Saray Muhallebicisi, bir muhallebiciden çok daha fazlası. Müşterilerine sunduğu lezzet garantisini menüsünde sayısı yüzü aşan ürün çeşidi ile her daim taze tutuyor. Markalaşarak isimleri ile devleşen firmalar piyasanın acımasız rekabeti içerisinde, ürünlerinin taklit edilmesi ya da ürünlerinin demode olması gibi birçok sorunla mücadele etmek zorunda kalıyor. Ancak Saray Muhallebicisi ailesinin tepe kadrosundan ekibin en uzak halkasına kadar düsturu net, sağlam ve değişmez. Bu düsturun ne olduğunu markanın Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Münevver Topbaş Aydın’dan dinleyelim: “Markamızın bozulmadan uzun yıllardır devam etmesindeki en önemli iki faktör; yıllardır kullandığımız ürünlerin kalitesinin değişmemesi ve işin ehli olan ustalar ile çalışıyor olmamız. Dedemiz ‘yiyemeyeceğiniz ürünü satmayın’ derdi. Hepimiz bu cümledeki düşünce ile ekip olarak hareket ediyoruz. Ustalarımız, şube yöneticilerimiz ve denetmenlerimiz sürekli ürün kalite takibi yapıyor. Bizim yıllardır değişmeyen lezzetler üretmemizi ürünlerimizin kaliteli ve taze oluşu sağlıyor.” Firma ürün tedarikçileri konusunda da oldukça hassas. Hassasiyetlerini bilen tedarikçi firmalar da en iyi ve en taze ürünleri sevk etmek konusunda özen gösteriyor. Karşılıklı bu özen markanın lezzet istikrarı için mühim. Saray Muhallebicisi, malumunuz, adı gibi sadece muhallebici değil. Hatta en beğenilen ürünleri arasında tavuklu pilav ve tavuk çorbası yer alıyor. Münevver Hanım’ın çocukluğunda muhallebicinin menüsünde birkaç çeşit ürün varmış. Menü içerisinde yer alan tavuk bölümüne uygun olarak sahanda yumurta, menemen vs. gibi çeşitler de yapılırmış. Münevver Hanım’ın dedesi Saray’da tavukgöğsü gibi tatlıları hazırlarken arta kalan tavuk etlerini değerlendirip tavuk suyu, tavuklu pilav ya da tavuk etli çorba yaparmış. Markanın ‘muhallebici’ adıyla geçmesi tabii ki Saray ailesinin ve algısının gelişimini sınırlamamış. Seksen yıl içerisinde ürünlerin ve kalitenin kat ettiği yolla günün belirli saatlerinde harika bir tatlı kaçamağı yapılan bir nokta olmaktan, günün her saatinde, yaşamın her anında insanların mutlulukla gittiği bir durak noktası olmaya evriliyor Saray. Dönemsel olarak yaptıkları müşteri anketlerinde, çeşitli yeni ürün talepleri karşılarına çıkıyor. Taleplerin üstünde düşünmeye ve aralarında beyin fırtınası yapmaya gayret ediyorlar. İlave ettikleri menülerden memnun olan müşterileri de var, eleştiri aldıkları da. İSTİKAMET: AYNI KALİTEYLE SAĞLIKLI BÜYÜME Münevver Hanım’a marka stratejilerini sorduğumuzda bize ana stratejinin başından beri özen gösterdikleri, kalite ve hizmette sürdürülebilirlik olduğunu anlatıyor. Agresif bir büyüme hedefleri yok. Doğru yerde ve doğru şekilde müşterilerle buluşmak, buluştukları yerde kalıcı olmak ve tercih sebebi olmak firmanın en büyük stratejisi. Müşterilerini daima yanlarında hissettiğini belirten Münevver Hanım, bir müşterinin yorumunun bile onlar için çok kıymetli olduğunun ve her zaman yoruma önem verdiklerinin, hepsinin değerlendirildiğin altını çiziyor. Şu an için yalnızca İstanbul’da faaliyet gösteren Saray Muhallebicisi’nin dönem dönem takip edilen anketlerinde marka bilinirliği oldukça yüksek çıkıyor. Bu kimse için şaşırtıcı olmasa gerek ancak seksen yıllık bir marka olarak yalnızca İstanbul’da yirmi şubede faaliyet göstererek bu bilinirliğe sahip olmak sektöründe bir atomun gücünü taşımak gibi esasında. Marka bilinirliği arttıkça yıllar içinde firmaya, gerek yurt içinden, gerekse yurt dışından pek çok bayilik teklifi gelmiş. Henüz hiç bayilik verilmemiş. Bayilik vermek konusuna kapalı olmadıklarını belirten Münevver Hanım, “Ancak bayilik verip markamızı başkalarıyla paylaşma fikri konularında tutucuyuz. Aile dışında ortağımız yok. Hep aile üyeleri ile birlikte günümüz iş dünyasında örnek teşkil edecek bir uyum içerisinde çalışıyoruz.” diyor. Bayilik sistemine karar verilirse çok güvendikleri şirketlerle çalışabileceklerini ve karşılarındaki firmadan kesinlikle emin olmaları gerektiğini vurguluyorlar. Münevver Hanım’ın dedesiyle başlayan bu hizmet serüveninde, ticari bakış açısı hiç bir zaman ön planda olmamış. Hem iş hem de hayatın tümü için Saray’ın hikayesinden tek bir öğütle ayrılalım desek bu ne olurdu dediğimizde bu stratejinin arkasındaki tarihi öğüdü yine sayın Topbaş Aydın’ın sözlerinden öğreniyoruz: “Dedem ‘doğru ve kaliteli ürün yapın, parayı nasıl olsa kazanırsınız’ derdi. Bizler de bugün dedemin öğretilerinin peşinden gidiyoruz.” Yavaş ama güçlü adımlarla daha nesillerce hayatın bir parçası olmaya devam edecek Saray’ın sevenleriyle buluşma noktalarını arttırma planları sürüyor. O zamana kadar damağa ve ruha hitap etmek üzere İstanbul’da yirmi noktada hizmete devam ediyor olacak.