İngiltere’nin AB’den ayrılma kararıyla başlayan kargaşa şirketlerin Londra’dan kaçmaya başlamalarına neden olurken, onlarcası şimdiden Amsterdam’ı üs seçmeye başladı. İşte, ölçek olarak Londra’nın onda birinden daha küçük bir şehrin Avrupa’nın finans üssüne dönüşmesinin şaşırtıcı öyküsü.
24 HAZİRAN 2016 CUMA genellikle Londra’ya baş döndürücü bir hareketlilik kazandıran, parlak yaz günlerinden biriydi. Ancak bir gün önceki Brexit referandumunun sonuçları açıklanmaya başladığından endişe ve gerilim ağır bir yük gibi kentin üzerine çökmüştü. Seçmenlerin yaklaşık yüzde 52’sine denk düşen 17 milyonu aşkın İngiliz, dünyanın en büyük tek pazarında 43 yıl geçirdikten sonra AB’den ayrılma yönünde oy kullanmıştı. ABD merkezli tahvil borsası platformu MarketAxess’in avukatı Rhian Ravenscroft’a göre, bir sonraki adımını düşünmesi için çok zaman vardı. Yedi aylık hamile ve son derece keyifsiz bir halde banliyödeki evinden şirketin Londra’daki Avrupa merkezine doğru bir saatlik bir yolculuk yapmıştı. Ofise geldiği zaman da ne yapacağını biliyordu. İngiliz Ravenscroft, “ilk ben taşınmak istedim” diyor.
Üç yıl sonra ekim ayında Ravenscroft’la bir araya geldiğimde, yine güneşli pırıl pırıl bir gündü. Ama bu kez Amsterdam’da yüzyıllık kanalın kenarında yer alan bir binada oturuyor; burası MarketAxess’in yeni AB merkezi. Büyük pencerelerin dışından gelen sesler ise Londra trafiği değil, nehirde seyreden vapurların çıkardığı su sesi. Şimdi artık şirketin kıdemli hukuk danışmanı olan Ravenscroft Londra’dayken trenle gidip gelmek için günlük 32 dolar harcıyordu. Bugün ise 3 yaşındaki kızı Seren’i yakınlardaki bir yuvaya bıraktıktan sonra bisikletini çocuk sepetiyle beraber ofisin dışında park yerine kilitliyor. Yolda harcadığı zaman toplamda beş dakika. Toplam maliyet ise, sıfır. Hâlâ yeni sürece alışmaya çalışan 36 yaşındaki Ravenscroft, “yaşam kalitesi tamamen değişti” diyor. “Günde üç saati yola harcamaktan kurtulduğunuzda işinize yoğunlaşmanız için çok zaman kalıyor” diyor.
Ravenscroft Brexit’in hayatlarını kökten değiştirdiğine tanık olan tek kişi değil. İngiltere’nin AB’den ayrılıp ayrılmayacağı ya da ne zaman ayrılacağı İngiliz ekonomisini ve siyasi mekanizmayı paralize etti. 12 Aralık’taki genel seçim ve AB’den çıkış için 31 Ocak’ın nihai tarih olarak belirlenmesi ülkenin yazgısına yön verecek iki gelişme. Ancak iş dünyasının büyük bir bölümü nihai aşamayı görmek için daha fazla bekleyemeyeceğine karar verdi. Oyların sayıldığı 2016 yılından beri yüzlerce şirket operasyonlarını ya İngiltere’den tamamen çekti ya da başlıca bölümleri diğer 27 AB ülkesine kaydırdı; böylece binlerce çalışanı yerinden ederek Avrupa’daki mevzuatla karşı karşıya bırakmayı engellemiş oldu.
Nihai bir Brexit’in yaratacağı yıkımı hesaplamak hemen hemen imkansız ve tam boyutu da ancak yıllar sonra ortaya çıkabilecek. Ancak küçük ve düzenli Amsterdam’da Brexit sonrası Avrupa’nın neye benzeyebileceğini şimdiden kestirmek mümkün; nedeni ise bu tablonun netleşmeye başlaması. Hollanda Ekonomi Bakanlığı’na bağlı Hollanda Yatırım Ajansı’na (NFIA) göre, İngiltere’de faaliyetleri olan yaklaşık 100 şirket Brexit nedeniyle Hollanda’da ofis açtı. Bunlardan en az 65’i, 800 bin kişilik yani 9 milyonluk Londra’nın cüzi bir parçasına eşdeğer nüfusa sahip Amsterdam’da yer alıyor. Yetkililer operasyonların buraya transferiyle gelecek üç yılda yaklaşık 3 bin 500 kişilik istihdam yaratılacağını belirtiyorlar. Üstelik bu rakam gelecekteki akınla karşılaştırıldığında önemsiz kalıyor. NFIA üyesi Jeroen Nijland, olası adımlarla ilgili ajansın 350 başka şirketle de görüşmelerde bulunduğunu kaydediyor; bu rakam geçen ocak ayında 80’di. Kendisi “her şey çok hızlı gelişiyor” diyor.
Öte yandan, büyük medya kuruluşları ve belli başlı yaşam bilimleri şirketleri de kısa süre önce Amsterdam’a yerleşti. Ancak bu değişimin en sarsıcı bir biçimde hissedildiği alan finans hizmetleri sektörü. Avrupa’nın finans kimliği çok uzun yıllar, sanki başka hiçbir yer yokmuş gibi, Londra’nın The City olarak bilinen yaklaşık 2,5 metrekarelik alanına sıkışıp kaldı. Ancak Brexit referandumundan beri sektör kıtaya yayılmış durumda ve bu kez bu yönelimin çok daha derin ve kalıcı olduğu söylenebilir.
Amsterdam için bu göç bulunmaz bir nimet. Ancak kentteki çoğu insan açısından da kutlamalar için biraz erken. Yeni taşınanlar zaten bütçeye uygun konut sayısının az olduğu bir pazarı daha da daraltıyorlar. Hollandalıların Brexit’ten kazanacaklarının kaybedeceklerinden daha fazla olacağını iddia etmek de zor. Hollanda’da yaklaşık 225 bin istihdam İngiltere’yle ticarete bağlı. Yalnızca ihracatın yıllık değeri 25,5 milyar euro (28,3 milyar dolar) ve bu ekonomik arter de şu an risk altında. Amsterdam’ın Ekonomiden Sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Simone Kukenheim şehrin hiçbir zaman kurumsal üs olmanın getirisi peşinde olmadığını söyledi. “Bizler, ‘hadi bakalım, bundan acaba ne elde edebiliriz’ gibi bir tavır takınmayarak Brexit’e tepki gösteriyoruz” diyor. “İngiltere ayrılacağı için derin bir üzüntü söz konusu.” Bununla birlikte, kalp sızısı teorik, yararları ise gerçek.
HOLLANDA ÇOK UZUN ZAMANDIR dışarıdan gelen şirketleri ağırlıyor. NFIA’ya göre, yaklaşık yarısının Amerikan olduğu 4 bin kadar yabancı şirket 1970’lerden beri ülkeye yerleşmiş durumda. Londra’dan bir saatlik uçuşla varılabilen Amsterdam’ın devasa uluslararası havaalanı global bir hub; İngilizce yaygın şekilde konuşuluyor; son derece hızlı internet hizmeti uzun zamandır mevcut. Yüzde 25’lik kurumsal gelir vergisi ise İngiltere ya da İrlanda’nınkinden yüksek olsa da, kıta Avrupası’nın devleri Fransa ve Almanya’nınkinden daha düşük.
İngiltere’nin ufukta beliren AB çıkışı ise bu avantajları daha da büyütüyor. Pek çok insan Brexit baş ağrısını mal ticareti bağlamında değerlendiriyor; Fransız şarabı ve Alman otomobillerine uygulanacak gümrük vergileri ya da sınırlarda kilometrelerce uzanan tır kuyrukları akla geliyor. Oysa hizmet sektörünün bundan göreceği zarar daha büyük olmasa bile eşit düzeyde. Brexit’in başladığı andan itibaren halen İngiltere’de yerleşik her şirket, aidiyetinden bağımsız olarak, AB müşterileri için yeni anlaşmalarla beraber AB’nin geri kalanında iş yapmak için yeni mevzuat düzenlemelerine gerek duyacak.
Yavaş yavaş ortaya çıkan bu reel durum finans endüstrisinin erken bir Brexodus’u gündeme getirmesine neden oldu. İngiliz düşünce kuruluşu New Financial’a göre, şimdiye kadar 322 finans şirketi belli başlı unsurlarını Londra dışına taşıdı. Bu rakamlar olası gidişleri hesaba katmıyor olabilir: Muhasebe kuruluşu EY’in Brexit Tracker’ı yaklaşık 7 bin finans işinin yakın gelecekte Londra’dan ayrılacağını, buna bağlı olarak bir trilyon sterlin (1,29 trilyon dolar) bankacılık varlığının da ülkeyi terk edeceğini tahmin ediyor.
Citibank ve JP Morgan Chase’den her biri merkezlerini Londra’dan AB ülkelerine taşımak için 100 milyon doları aşkın bir para harcadı. Bank of America 125 çalışanını Dublin’deki yeni AB merkez ofisine yerleştirirken, AB bankacılık yetkililerinin Londra’dan taşınarak Paris’e de 400 kişiyi gönderiyor.
Finans mıknatısları Toplamda 92 “çeşitlendirilmiş finansal” şirket-brokerleri, borsa platformlarını ve finans veri şirketlerini içeren kategori-Brexit oylamasından sonra operasyonlarını İngiltere dışına taşıdı. Amsterdam bunlardan 24’ünü alarak, bu alanda diğer kentlere göre en çok tercih edilen seçenek oldu.
Amsterdam ise “çeşitlendirilmiş finans şirketleri”ni yani finans veri merkezleri, brokerlikler, borsa ve diğer işlem platform sağlayıcılarını kapsayan kategori için bir çekim merkezi oldu. New Financial’a göre, kentteki finans merkezlerinin çoğu bu kategoriye ait ve İngiltere’den Amsterdam’a giden bu tür şirket sayısı da diğer AB kentlerine gidenlerden çok daha fazla. Bu da Hollanda’ya Londra’nın aleyhine olacak şekilde, önemli bir ağırlık sunuyor. NFIA’dan Nijland, “Avrupa’ya ilk kez yatırım yapan yatırımcılar için İngiltere artık daha az final listesinde olacak” diyor.
Operasyonlarını İngiltere dışına kaydıran şirketler açısından Brexit argümanı çoktan halledilmiş durumda. N.J., Oldwick’te yer alan sigorta derecelendirme ajansı AM Best’te pazar geliştirme yöneticisi Nick Charteris-Black, “hiçbirimiz durup politikacıların ne yapmaya karar vereceklerini bekleyemeyiz” diyor. AM Best geçen yıl AB merkezini Londra’dan Amsterdam’a taşıyarak, Schipol havaalanından trenle 10 dakika uzaklıktaki, şehrin güney ucunda yüksek binaların yer aldığı Zuidas finans merkezine yerleşti. Şirketin yeni mekanı olan son derece modern NoMA House’un lobideki cafe’sinde büyük bir incelikle harmanlanmış espressoyu yudumlayan Amsterdam yöneticisi Angela Yeo, “işimizin üçte biri Londra’dan taşındı” diyor. NoMA’yı “Brexit göçmenleri” için bir üs olarak tanımlıyor; buraya demir atan kiracısı ise, geçen yıl 450 kişilik bir “mükemmellik merkezi” açan Kraft Heinz.
Aslında çok az sayıda finans kuruluşu İngiltere’yi tamamen bıraktı; çoğu hâlâ Avrupa’daki çalışanlarının büyük bir bölümünü burada tutuyor. MarketAxess’in Amsterdam’da 10 çalışanı var; 120 kişi Londra’da kaldı. AM Best’in Londra’daki personel sayısı 70 ve on iki kadarı da Amsterdam’da. Ancak Brexit’in resmileşmesi halinde, işlerinin büyük bir bölümü muhtemelen Amsterdam’da gerçekleşecek ve çalışan sayısındaki denge de sektörün ağırlık merkeziyle beraber kaçınılmaz olarak, daha fazla kayacak.
AMSTERDAM’IN DESTEKLEYİCİLERİ yeni gelenleri cezbetmek için çok fazla bir şey yapmadıklarını söylüyorlar. Hollandalılar şirketler için yasalarını ya da vergi düzenlemelerini eğip bükmediler. Örneğin, pek çok banka Hollanda’yı baypas ederek Paris, Dublin ve Frankfurt’u seçti; bunun nedeni kısmen Hollanda yasalarının bankacıların bonus’larının yıllık ücretlerinin yüzde 20’sini aşmasına izin vermemesi; oysa bu oran Londra’da yüzde 200 ve diğer AB ülkelerinde yüzde 100. Frankfurt ve Paris kendilerini Londra merkezli yöneticilere pazarlamak için devasa kampanyalar düzenlerken, Amsterdam’ın tanıtım organizasyonu olan “amsterdam inbusiness”te Yabancı Yatırımlar Kıdemli Yöneticisi Hugo Niezen, şehrin yetkililerinin böyle bir şeyi uygunsuz gördüklerini belirtiyor. “Rakiplerimizi kötüleyecek olursak, bu bizim imajımızı zedeler” diyor.
Bununla birlikte, Hollandalılar en az bir organizasyon için cazip görünmeye çalıştılar. 2016 yılındaki Brexit oylamasının ertesi sabahı Noel Wathion Londra’da endişeli olmak için birden fazla nedenle uyandı. Wathion, 1995 yılından beri Londra’da yer alan, ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin eşdeğeri European Medicines Agency’nin (EMA) direktör yardımcısı. Özel bir şirket değil AB birimi olduğu için EMA’nın Brexit kapsamında İngiltere’den tamamen ayrılması gerekiyor. 20 yıl Londra’da yaşamış olan Belçikalı Wathion çalışanların “perişan olduklarını” söylüyor. “Onlar hayatlarını İngiltere’de kurmuşlardı.”
Brexit oylaması EMA’yı merkezini kapatmaya zorladı; bu da, Brexit’ten kaynaklanan, istihdamla ilgili ilk en büyük taşınmaydı. (Ayrıca Londra’da kira için 650 milyon dolar harcamıştı.) Avrupa’nın geri kalanında EMA, uğruna mücadele edilmesi gereken devasa bir ödüldü. Hangi şehir kazanırsa kazansın, 900’den fazla yüksek kazançlı yeni gelene sahip olacaktı. Ayrıca ilaçların onaylanması için EMA’yla yakın çalışması gereken eczacılık ve biyoteknoloji şirketleri için de çekim merkezi olma olasılığı çok yüksekti.
Hollanda böylece topyekün bir mücadele başlattı. Hükümet Zuidas’ta EMA’nın spesifikasyonlarına göre inşa edilmiş 330 milyon dolarlık bir merkez sundu. Hollandalı yetkililer turist dostu Amsterdam’ın kente akın edecek uzmanları ağırlayacak yeteri kadar otele sahip olduğunu belirtiyorlar. Nitekim hükümetin hazırladığı videoda Hollandalı çocuklar izleyicileri mükemmel bir İngilizceyle selamlarken, bir anlatıcı da Londra’daki EMA personeline “sonuç olarak o kadar da farklı değiliz. Bizim de son derece şık bir kraliçemiz var ve fish and chips’i biz de seviyoruz” sözleriyle güvence veriyor. 2017 yılında AB dışişleri bakanlarının nihai oylamasında Amsterdam ve Milano başa baş kalmıştı. İtalyan siyasetçilerin öfkesine yol açacak şekilde, kazanan şehir bir kavanozdan çekilmişti ve bu şehrin sayısız kanalı vardı.
EMA bu mart ayında resmi olarak faaliyete geçti ve şehre gelmesi de Hollanda için şimdiden kârlı olmaya başladı. Amsterdamlı yetkililer, Japon biyoteknoloji kuruluşu Rakuten Medical da dahil sekiz yaşam bilimi şirketinin muhtemelen EMA’ya yakın olmak için kentte geçen yıl ofis açarak, yüzlerce istihdamı beraberinde getirdiğini kaydediyorlar. DuPont, İngiliz medikal teknoloji şirketi Aparito ve Güney Afrika merkezli Synexa Life Sciences trenle yakın mesafede yer alan Leiden’de Avrupa merkez ofislerini açtılar.
Amsterdam’da yürüdüğünüzde ya da bisikletle dolaştığınızda “Brexit göçmenleri”nin niçin bu şehri sığınak olarak seçtikleri kolayca anlaşılabiliyor. Sakin atmosferi Avrupa’nın büyük bir bölümüyle ve özellikle de Londra’yla ciddi bir tezat oluşturuyor. Banliyölerde geceleyin bisikletle dolaştığımda, karanlık bastırdıktan sonra bile parkların futbol oynayan çocuklarla dolu olduğunu görüyorum. Chicago Board Options Exchange’in (CBOE) başkanı Adam Eades, nereye yerleşeceklerini kararlaştırmakla görevlendirilmişti. Kendisi Amsterdam’ın Frankfurt, Dublin, Paris ve Madrid’i geride bıraktığını söylüyor. Eades her hafta, hâlâ eşi ve çocuğunun yaşadığı Londra ve CBOE’nin yeni AB merkezinin AM Best’le beraber yer aldığı bina olan Zuidas arasında gidip geliyor. “Burası daha normal ve huzurlu bir yer” diyor.
Eades’in bir başka kriteri daha vardı: Makul ev fiyatları. Ancak bu tablonun kalıcı olduğu pek söylenemez. Utrecht’te emlak yatırım danışmanı olan Capital Value’ya göre, Brexit oylamasından beri Amsterdam’daki gayrimenkul değerleri yaklaşık yüzde 36 oranında arttı. Yetmiş beş metrekarelik bir dairenin aylık kirası aylık yaklaşık 1,800 euro (2,000 $); satın almak için ise 500 bin euro (550,000 $) ödemek gerekiyor. Ve üstelik onu da bulabilirseniz. Pek çok konut 13 yıllık bekleme listesinde yer alıyor. AM Best’ten Yeo, artan konut maliyetlerini karşılamak amacıyla şirketinin yeni işe alınanlara sunduğu ücretleri artırmak zorunda kaldığını belirtiyor.
Kısa süre önceki UBS raporuna göre, Londra’da ev fiyatları düşerken Amsterdam’dakilerin balon riski seviyesine yakın bir noktaya gelmesi, değişen zamanların göstergesi. Ülkeye gelen expat’lar için danışmanlık kuruluşu Expat Help’in konuttan sorumlu yöneticisi Eeeg De Veer, şirketinin 700’ü aşkın EMA personelinin yerleşimine yardımcı olduğunu söylüyor. Gelenlerden çoğu Londra’daki evini kapatmadan Amsterdam’da ev kiralıyor; nedeni ise, evlerini satmadan ya da yeni bir yatırım yapmadan önce İngiliz paundunun toparlanmasını beklemeleri. De Veer, “herkes boşlukta, Brexit’le ne olacağını görmek istiyor” diyor.
ZUIDAS’TAN KISA BİR OTOBÜS YOLCULUĞU yaptığınızda ofis kulelerinin yerini Kuzey Denizi’ne doğru açılan rüzgârlı bir kanal boyunca sıralanmış daha alçak depolar alıyor; burası Amsterdam limanı. Hollandalı tüccarlar yüzyıllar önce buradan Hollanda’yı ticari bir deve dönüştürerek, İpek Yolu’nun açılmasını ve küresel ticaretin fiili olarak başlamasını sağladılar. Starbucks’ın devasa depoları burada ve liman da dünyanın en büyük kakao çekirdekleri işlemcisi; terminali ziyaret ettiğim gün etrafta kesif bir çikolata kokusu vardı.
Amsterdam’daki ve daha büyük, daha hareketli Rotterdam’daki liman yetkilileri, tam bir kargaşa yaşanmasından endişe duydukları için aylarca Brexit’e hazırlandılar. İngiltere Birlik’ten ayrılırsa tam 30 yıl sonra, tüm İngiliz ithalat ve ihracatı gümrük deklarasyonuna tabii olacak. Hollanda Brexit’in GSYİH’sini 2030 yılında yüzde 1,2 oranında ya da 10 milyar euro civarı azaltacağını düşünüyor. (Tahminler İngiltere’nin çok daha büyük kayıplar yaşayacağı yönünde.) TMA Logistics Genel Müdürü Michael van Toledo,” ihracatçılar ve ithalatçıların maliyeti kuşkusuz artacak” diyor.
TMA İngiltere ila Hollanda arasında haftada altı konteyner seferi gerçekleştiriyor. İngiltere’ye giden gemiler yiyecek ve başka mallarla dolu. (Hollanda fish and chips menüsü için gerekli olan büyük miktarda balık, doğranmış patates ve mayonez gönderiyor; İngiltere kendisi çok az üretiyor.) Amsterdam’a gelenler mi? Çoğu, kelimenin gerçek anlamıyla çöp dolu. Van Toledo Londra’daki hane halkının bir kısmının çöpünün yakılıp, Amsterdam’daki 40 bin evin ihtiyacını karşılayacak elektriğe dönüştürüldüğünü anlatıyor.
Londra’nın çöpünün geçmiş hayatları tıpkı bu atıklar gibi duman olup giden eski mukimlerinin evlerini aydınlattığını hayal etmek ilginç bir durum. Şimdi Brexit kavgası devam ederken, yeni gelenler daha önce tahmin edemedikleri bir gelecek, yani Hollanda vatandaşlığı hakkında düşünüyorlar.
MarketAxess’in Hollanda’daki faaliyetlerinin sorumlusu olan Geoffroy Vander Linden Londra’da 12 yıl yaşadıktan sonra şimdi artık Amsterdam’a yerleşmiş bulunuyor. Fortune baskıya girdiği sırada ilk çocuğunun doğumunu bekliyordu (Hollanda’da doğacak bir oğlan bebek). İş arkadaşı Rhian Ravenscroft kızı Seren’in artık Hollandaca’yı akıcı bir şekilde konuştuğunu söylüyor. “Hatta ilk bisiklet yarışına bile katıldı!” diyor. Rhian’ın 35 yaşındaki eşi Toan yakında Londra’dan taşınıp M&C Saatchi Sports and Entertainment’ın Amsterdam’da açacağı AB’deki yeni merkezinin yönetici ortağı olacak. Çiftin Londra’ya dönüp dönmeyeceği net değil. Ancak Brexit gelirken Rhian Amsterdam’la ilgili “burası aile kurmak için ideal bir yer!” diyor.