Anasayfa / Keşif / ADA VAPURUNDAN BÜYÜKADA’YA...

Keşif

  • 333

ADA VAPURUNDAN BÜYÜKADA’YA...

image

Ada vapuru… Nostaljinin, martılara atılacak simidin, içilecek ince belli çayın, vapurun denizde bıraktığı köpüğün bir diğer adı… İstanbul’dan sizi alır maksimum 45 dakika içinde Büyükada’ya ulaştırır. Büyükada’nın verdiği keyif kadar ada vapurunun da ayrı bir yeri vardır ada yolcularında. İstanbul’un farklı noktalarından yolcularını toplayan vapurun son durağıdır Büyükada. Büyükada’nın keyfi ada vapuruna biner binmez başlar. Kimisi uzun yolculuğu fırsat bilip gazetesini, kitabını okur hararetle, kimisi yol boyunca martılara atmak için simidini çantasında hazır etmiştir, kimisi de aldığı çayı arka kısma geçip vapurun ardında bıraktığı köpükleri izleye izleye yolculuk yapar adaya doğru. Keyifli bir deniz yolculuğunun ardından Büyükada’ya ulaşır ulaşmaz sizi araçlardan arındırılmış mis gibi bir hava karşılar. Prens Adası olarak da bilenen Büyükada’da birkaç resmi aracın dışında motorlu hiçbir taşıta rastlamazsınız. Ada özellikle İstanbulluların şehirden günü birlik uzaklaşmak için tercih ettikleri yerlerin başında geliyor. Ama Büyükada’yı ziyaretçiler açısından en uğrak yer yapan Aya Yorgi Kilisesi ve Aya Yorgi Manastırı. 1752 yılında inşa edildiği düşünülen manastır iki katlı kiremit örtülü küçük bir yapıdan oluşuyor. Kilise ise 1905 yılında inşa edilmiş ve özellikle yılda iki defa ziyaretçilerin akınına uğruyor. Üniversite sınavına hazırlananlar, hayırlı bir kısmet bulmak isteyenler, sağlık, ev, araba ve daha birçok dileği olanlar 23 Nisan ve 24 Eylül’de buraya geliyor. Hristiyan inancına göre Aya Yorgi Kilisesi’ne yürüyerek çıkan kimse yarı hacı sayılıyor. Yanlarında getirdikleri ya da iskelenin hemen bitişiğine tezgâh açan ada sakinlerinden aldıkları renkli iplikleri aça aça Aya Yorgi’ye çıkanlarla özellikle bu özel günlerde uzunca bir sıra oluşturan faytonlar bu renkli cümbüşün birer parçasını oluşturuyor. Aya Yorgi bu özelliğinin yanı sıra eşsiz manzarası ile de yarım saat boyunca çıkılan o yokuşun hakkını ayrıca veriyor. ARAÇSIZ YOLLARDA BISIKLET SÜRMEK… Aya Yorgi’ye çıkmadan daha vapurdan iner inmez sahil boyunca sıra sıra lokantalar ve birbirinden renkli dondurmalarla karşılaşırsınız. Ancak bir ada turu atmadan ya da Aya Yorgi’ye çıkmadan genellikle buralar hemen rağbet görmez. Ada iyice gezildikten sonra dönüş yolunda karnı acıkan ziyaretçiler dönüş saatine kadar buralarda vakit geçirirler, hatta lokantalar ve dondurmacılar önünde belli saatlerde uzun kuyruklar oluşur. Ancak adaya adım atar atmaz ilk istikamet ya bisiklet kiralayan dükkânlar ya da faytonların beklediği alan olur. Sadece faytonların bulunduğu trafiksiz ortamda bisiklet sürmenin zevkine varan ziyaretçiler bu eşsiz deneyimi adanın farklı yollarına saparak zenginleştirebiliyorlar. Fayton seçeneğinde ise Aya Yorgi’nin yürünecek rampasına kadar gitmek mümkün. Tabi bu yolculuk esnasında ziyaretçilerin piknik molaları verebileceği alanlar da düşünülmüş. İnsan görsel bir şölen sunan adayı gezmekten kendisini alamasa da yüzmek için Prenses Koyu Plajı da adanın ziyaretçilerine sunduğu bir başka alternatif. Ayrıca Büyükada günü birlik ziyaretlerin dışında hafta sonlarının da değerlendirilebileceği bir yer ve birçok da butik oteli mevcut. İstanbullular en yakın hafta sonu kaçamağı olarak görülen Büyükada’nın serin sularına kendilerini güven içerisinde bırakarak serinleme fırsatı bulabiliyorlar. ADANIN ÜNLÜ SAKINLERI… Elbette adaya gelince yüzmek bir tercih olmayabilir. O zaman bütün iş adanın begonvillerle, zakkum ağaçlarıyla süslü sokaklarını, sıra sıra dizilmiş köşklerini seyre dalmaya kalıyor. İskeleden yukarı doğru ilerlendiğinde ziyaretçileri Saat Meydanı karşılıyor. Burada Meryem Ana Kilisesi olarak da anılan Panayia Kilisesi bulunuyor. Aya Yorgi hedefi ile telaşlı adımlarla yol alan ziyaretçiler genelde bu kiliseyi görmeden geçseler de kısa bir ziyaret gerçekleştirilebilecek yerlerden bir tanesi. Ayrıca ada birçok filme, yazara, şaire ev sahipliği yapması ile de bir öneme sahip. Reşat Nuri Güntekin’in evi de burada bulunuyor. Adanın sakin, huzur veren tarafının sanatçılara ilham veren bir yanı olduğu kuşkusuz. Büyükada Sovyet Devrimi’nin ünlü ismi Troçki’nin sürgün yeri olsa da bir sürgün yerini andıracak hiçbir emare mevcut değil. İstanbul’un karmaşasından uzakta kalmak isteyen ama İstanbul’a da bir ada vapuru uzaklığında kalmak isteyenler de adanın diğer sakinlerini oluşturuyor. Büyükada, tarihi mekânlarıyla, çiçeklerle bezeli sokaklarıyla, sahil boyunca sıralanan lokantalarıyla ziyaretçilerini keyifle ağırlarken geri dönüş yolunda yorgun ziyaretçilerin zihninde mutlaka bir dahaki sefere yine gelinecek yerler arasına çoktan yerleşir.