Anasayfa / Haber / KRİZDE LİDERLİK İÇİN 3 TEMEL NOKTA

Haber

  • 344

KRİZDE LİDERLİK İÇİN 3 TEMEL NOKTA

image

Bu zorlu deneyim pek çok lider için kariyer belirleyici olacak. Herhangi bir krizde, özellikle de ana faktörün belirsizlik olduğu tarihi küresel bir felakette insanlar liderlerinden kendilerini bilgilendirmelerini, güvence vermelerini ve bir plan sunmalarını beklerler. Ancak işte tam da bunları sunabilmek olağanüstü zor. Tarih bize liderlerin aşağıda yer alan birkaç ilkeyi izlemelerinin yararlı olacağını söylüyor:

 

1 UNUTMAYIN Kİ İNSANLAR KENDİLERİENE YOL GÖSTERİLMESİNİ İSTER.

Şunu çok iyi biliyoruz ki, hiçbir grup birilerinin sorumluluğunda olmazsa fazla başarı sağlayamaz. Yaşamı tehdit eden tarihi bir krizde, her zamankinden daha fazla rehberliğe ihtiyacımız var. Aynı zamanda liderin korkularımızı anlayabilen, bizim yapamadıklarımızı başarabilecek güçte birisi olmasını isteriz. Lider yükümüzün bir kısmını üstlenir ve geceleri rahat uyumamızı sağlar. Eğer sorumluluk üstlenmişseniz, bunun her zaman bilincinde olun.

2 KARARLI OLUN.

Bir kriz sırasında, normalde birbirlerinin gırtlağını sıkabilecek insanlar bile belli başlı kararların hemen alınması gerektiğini kabul ederler. Bu kararlar tartışılacaktır ama önce değil karar alındıktan sonra. Bu da liderler için değerli bir fırsat. Ancak zorluk şu ki, kararlar genellikle çok hızlı kabul edilirken, bunları uygulamak işin en zor tarafıdır. Her liderlikte karar eksik bilgilerle alınır; bir kriz zamanında sorun berbattır ve sonuçları da vahim olacaktır. Ancak bu durum sizi kesin kararlar almaktan alıkoymamalıdır.

3 GERÇEKLERİ BELİRTİN VE UMUT VERİN.

İnsanlar kurumlarıyla ilgili çıplak gerçeği ve olasılıkları bilmek için can atarlar ve kaçamak yanıtları uzaktan bile hemen anlarlar. Kriz sırasında haberler nadiren iyidir. Liderlik sanatı ise gerçeği çarpıtmadan anlatabilmek ve bunu hiç bitmeyecek bir felaket gibi sunmak değil, baş edilebilecek bir zorluk olarak ortaya koymaktır. Etkili liderler hiçbir zaman yüzde 110’luk kesinlikle yerine getirilmeyecek sözler vermezler; umut etmek için gerçekçi nedenler ortaya koyarlar. Ancak güven ve inandırıcılık sağlayamamış bir lider için bu ilkeler bile sınırlı bir değere sahip olacaktır. Geçmişi değiştiremezsiniz ama kriz geleceği değiştirmeye başlamak için mükemmel bir zamandır

Makroekonomide yüksek işsizlikle yüzleşen hane halkının daha az yiyecek ve genel olarak temel ihtiyaç maddelerinden daha az tükettiğini belirledi. Bu insanlar alışveriş yaparken, yine gelirlerinden bağımsız olarak, önemli ölçüde daha fazla kupon kullanıyorlar ve daha düşük kaliteli ucuz ürün almaya yöneliyorlar. Ayrıca bu tür haneler daha fazla tasarruf yapıyor. Bu tür etkiler zamanla kaybolsa da yıllar sonra bile hâlâ ölçülebilir nitelikte oluyor.

Bu, yatırımla ilgili bir konu. Malmendier ve Stefan Nagel’in bir başka araştırmasında, hane halklarının finansal risk almalarının yaşamları boyunca piyasaların ne kadar iyi veya kötü performans gösterdikleriyle yakından ilgili ve yine, etkilerinin uzun süreli olduğu belirtildi. Raporda, “Hatta on yıllar önce elde edilen getirilerin hâlâ bazı etkilerinin olduğu” kaydedildi.

Bir başka önemli bulgu ise şu: Özellikle gençlerde ekonominin iyi olduğu zamanlarda harcama ve kötüleştiği dönemlerde de, harcamaları kısma eğilimi çok yüksek. Bu kesim belli bir süre çok az bir parayla idare edebiliyor.

Bu yaz üniversite ya da yüksek okuldan mezun olacak iki grup genç için bu salgın tam da moral bozucu haberlerin başlangıcı. Resesyon sürecine denk gelen üniversite mezunları ortalama on yıl boyunca düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalıyorlar; tahmini kazançları en düşük düzeyde olanlar için ise bu ceza daha da uzun vadeli olabilir. Ve daha da vahim hale gelir. Öte yandan, bazı araştırmalara göre de, resesyon sürecinde mezun olanların ortalama çalışma süreleri daha uzun ve daha düşük gelirli; ayrıca evlenme ve çocuk doğurma olasılıkları daha az; ölüm oranları da daha yüksek. Bu konuyla ilgili araştırmacılardan biri olan Northwestern Üniversitesi’nden Hannes Schwandt bulgularını şu şekilde özetliyor: “Zor zamanlarda mezun olmak gibi bir talihsizlik yaşayanlarda erken ölüm oranı daha yüksek ve yaşam koşullarında da kalıcı farklılıklar söz konusu.”

Eğer ciddi resesyonlarla ilgili geçmişteki trendler doğruysa, salgın ekonominin yapısını değiştirerek, işgücünün kazanma gücünü potansiyel olarak yıllarca düşürebiliyor. Fonların yetersizliği de bazı üniversite adaylarını planlarını ertelemeye ya da bu hedeflerinden tamamen vazgeçmeye zorlayabiliyor. Resesyon uzun sürerse, yeni işsizlerin çoğu aylarca hatta yıllarca iş bulamayabilir ve bu sürede de becerileri ya zayıflayacak ya da geçen resesyonda tanık olunduğu gibi eskimiş olacaktır. İş bulsalar bile, çok daha düşük ücretle çalışabilecekler.

Salgın çalışan ücretlerinin yanı sıra işgücü üzerinde başka kalıcı tahribatlar da yaratabilecek. Eğer en kötü senaryolar gerçekleşir ve COVID-19 100 bini aşkın Amerikalının tüm dünyada da milyonların ölümüne yol açarsa, emek gücündeki daralma üretimde yıllarca sürecek aksamalara neden olabilir. Hatta en ekstrem koşullar oluşmadan bile, okulların kapanmasına yol açan aynı faktörler, hayatın ileriki yıllarında daha iyi bir eğitim başarısı için gereken erken çocukluk dönemi eğitimini engellemiş oluyorlar.

Araştırmacılar aynı zamanda, potansiyel tekrarlama riski olan, 1918 yılı grip salgınının beklenmedik bir etkisini de keşfettiler: Henüz doğmamış olanların bile eğitimine erişimini de olumsuz etkilemiş. Salgını izleyen aylarda doğan Amerikalıların üniversiteden mezun olma oranları salgından hemen önce ya da çok sonra doğanlara göre daha düşük. Bundan dolayı, Kongre ve Beyaz Saray’ın uzun vadeli ekonomik toparlanma planında, politikacıların gençlerin okulu bitirmelerine yardımcı olacak girişimlere yatırım yapması akıllıca olacaktır.

 

 

BİR SONRAKİ FELAKETİ PLANLAMAK

Şirketler dünyanın bu geniş kapsamlı yeniden düzenlenmesine göre konumlanmaya çalışırlarken, bazı sonuçlar da şimdiden netleşmeye başladı. Uzaktan çalışma yaygınlaşacak; nihayetinde bir sürü insanın online toplantı aplikasyonu olacak ve bunu nasıl kullanacaklarını bilecekler. Şirketler nakde sıkıştıklarından sermaye harcamalarında kesintiye gidiyorlar ve bu da gelecekteki ekonomik büyümenin temellerini zayıflatırken mevcut B2B’nin kıyamet döngüsünü körüklüyor. Bu şirketler talep geri döndüğünde tedarik zincirlerini Çin’in ötesine taşıyıp çeşitlendireceklerinden, ülkenin zaten sallantıda olan ekonomisini daha da zayıflatacak.

Tüm resesyonlarda olduğu gibi, şirketler daha az sayıda insanla daha çok iş yapmayı öğrenecekler ve resesyonun sona ermesinin ardından da işsizlik oranı en azından kısa bir süre tırmanmaya devam edecek.

Pek çok şirketin gelecek için salgın planları yapacağı aşikâr; bu tabii ki akıllıca bir adım ancak yalnızca bunu yapacak olsalar, bu yaşadıkları deneyimden önemli bir dersi kaçırmış olacaklar. Küresel bir salgın Katrina kasırgasından beri en öngörülen felaket; ancak o zaman olduğu gibi şimdi de hükümetler hazırlıksız yakalandılar. Nitekim bu salgının yol açtığı sıkıntılar aşıldığında, diğer büyük olası felaketler hakkında oturup düşünme zamanı gelecek: Kaliforniya’da büyük bir depremin meydana gelmesi, bir grup veya ülkenin nükleer bomba kullanması; çok büyük bir elektrik santralinin hack’lenip devre dışı kalması… Ne olacağını kesin olarak öngörebilmek imkansız ancak ikinci ya da üçüncü derece etkileri üzerinde çalışmak, böyle bir felaket yaşandığında sizleri rakiplerinizin önüne geçirecektir. Bu tabii ki çok çalışma gerektiren bir durum. Ancak brokerlik şirketi Pimco’nun CEO’su Mohamed El-Erian’ın mali krizi sırasındaki şu saptamasını tekrar hatırlatmakta yarar var: “Meydana gelmeyecek olaylar için hazırlıklı olmak, meydana gelen olaylara hazırlıksız yakalanmaktan daha iyidir.”

Muhtemelen zorlu geçecek önümüzdeki günlere baktığımızda, bu olağanüstü dönemin hem kahramanı hem de kurbanı olan, son derece önemli ve ürkmüş tüketiciye ne verilebilir? Tarihe dayanarak yalnızca umut diyebiliriz. Sürekli artan ölüm vakaları ve ekonomik çöküntüyle ilgili tahminler yüzdeler ve ondalık kesirlerle açıklanıyor. Ancak şu da bir gerçek ki, insanın pratik zekası, tutkusu ve enerjisi herhangi bir ekonomistin öngörü gücünün çok ötesindedir ve bu tür imtihan zamanlarını da aşmamızı sağlar. Tam olarak tanımlayamayacağımız kuvvetler ve faktörler nedeniyle daha iyi bir geleceğin bizleri beklediğini söylemek tatmin etmeyecek. Ama unutmayalım ki, bu bir gerçek.